..:: ENVER DANACI ::.. - İLK YARDIM
..:: SAYFALARIM ::..

 



..::İLK YARDIM::..

 

İLK YARDIM:Organizmanın bütünlüğünün bozulduğu yani hastalanan,sakatlanan veya kazaya uğrayan kişilere hayati tehlikeyi atlatıncaya kadar geçen sürede yapılan yardım,tedavidir.Bu durum ambulans ya da hekim gelinceye kadar ya da hastaneye ulaştırıncaya kadar yapılan yardım,müdahaledir.

 

ACİL YARDIM:Tıbbi bilgisi olan,sağlık bilgisi olan,o konuda yetkili ve sorumlu olan kişiler tarafından yapılan hayati müdahalelerdir.

 

TIBBİ YARDIM:Bir hekim tarafından yapılan tedavi ve ameliyatı ifade eder.





    ..::İLK YARDIMIN HEDEFLERİ::..

 

1-)SOLUNUMU SAĞLAMA:İlk amaç solunumu sağlamaktır.Dakikada 15-20 kez nefes alınır.Ya da verilir.Suni solunum,solunumu duran bir kişinin solunumu 15-20 kez olana kadar devam ettirilir.

 

2-)KANAMAYI DURDURMA:Kanın %20’si kaybedilirse hafif bir şok geçirilir.Vücut ağırlığının 12/1’i kandır.Hastanede verilen kan 280ml.

 

              %20’lik       kan kaybı “ciddi bir şok”

              %35-40’lık  kan kaybı “ciddi bir tehlike”

              %50’lik       kan kaybı “kişi hayatını kaybeder”

 

3-)ŞOKA ENGEL OLMA:Kan hacminin azalması sonucu ortaya çıkan bitkinleşmeye,halsizliğe “şok” denir.Kanama birinci neden olabilir.Psikolojik durumlarda da şok olabilir.Sevinme,heyecanlanma,üzülme gibi.Beyinde hasar yapabilen şoklarda olabilir.Çok ağır tehlikeli şoklarda vardır.

 

4-)YARAYI DIŞ ETKENLERDEN KORUMA:İltihaplanma,mikrop kapma gibi durumları önleme.Temizleme hijyenik maddelerle, antibiyotik, pomad tedavisinden sonra yara açılırsa daha çabuk iyileşir.

 

5-)VÜCUT ISISINI KORUMA:Her türlü yaralanma ve sakatlanmadan vücut ısısı düşeceği için yaralanan kişinin üzerine battaniye vb. şeyler örtülmelidir.Vücut ısısını korumak için hastayı sarmak, üzerine bir şey örtmek gerekir.Güneş çarpması, sıcak geçmesi gibi durumlarda da kişiyi serin tutmak gerekir.

 

6-)UYGUN ZEMİNE KOYMA:Hastayı yaralandıktan sonra uygun yere götürmeli ve en uygun pozisyona getirilmelidir.

 

7-)BİLİNEN VE GEREKLİ OLANI YAPMA:Bilinçsiz hiçbirşey yapılmamalı.Bildiğimiz şeyler uygulanmalı,bilmediğimiz yaralanmalarda riske girmemeliyiz.

 

8-)HABER VERME:Hemen ilgili yerlere ve kişilere haber verme.

 

9-)TAŞIMA:Gerekli önlemler alındıktan sonra,hasta

Özellikle omurgaya ,boyna,sinirlere çok dikkat edilmeli.Sırt üstü,belin altına bir yastık,sert bir zemine yanlardan sabit ettikten sonra ilgili yere taşıma yapmak gerekir.Taşıma sırasında yapılan yanlışlar çok büyük sorunlar doğurduğu için taşıma çok önemlidir.

       Bir sağlık ekibinin;

 

5   dakikada gelmesi hastanın kurtulma şansını %100

30 dakikada gelmesi hastanın kurtulma şansını %50

30 dakikadan sonra   hastanın kurtulma şansını %50’nin altındadır ve düşüktür.

 

İLK YARDIMIN TEMEL KURALLARI

 

1-) İlk yardımcı kendisini tehlikeye atmamalıdır.

2-) Yaralı tehlikeli ortamdan uzaklaştırılıp emniyeti sağlanmalıdır.

3-) Kalabalık varsa dağıtılıp,panik önlenmelidir.

4-) Yaralı ve yakınları moral olarak takviye edilmelidir.

5-) Yaralı sıcak tutulup sıkı giyecekler gevşetilmelidir.

6-) Yaralı dikkatli ve zarar vermeden muayene,kontrol edilmelidir.

7-) Solunum durmuş ise sunni solunum yapılmalıdır.

8-) Kalp çalışmıyor ise kalp masajı yapılmalıdır.

9-) Şok varsa önlenmelidir. 

10-) Kanama varsa durdurulmalı veya azaltılmalıdır.

11-) Bilinci yerinde olmayan kişilere yiyecek ve içecek verilmemelidir.

12-) Kırık veya çıkık varsa arter (tesbit) edilir.

13-) Yara ve yanıkların üstü,steril edildikten sonra örtülmelidir.

14-) Olay yerine hekimin gelmesi gereksiz veya imkansız ise yaralı en uygun şekilde taşınmalıdır.





     İLK YARDIMCILAR

 

İlk yardımcılar üç gurupta değerlendirilir.

 

1-)VİCDANEN SORUMLU İLK YARDIMCILAR:Yardıma muhtaç olan kişilerin rastlantı sonucu yakınında bulunan ve yardım edebilecek kişilerdir.İlk yardım yapmak zorunda olmayan kişilerdir.Yapacağı yardım çok önemlidir.Çok iyi şeylerde yapabilir.Kalıcı hastalıklara da sebep olabilir.Yardım etmesi,ilk yardım yapması kendi tercihine kalmıştır.

 

2-)KANUNEN SORUMLU İLK YARDIMCILAR:İlk yardım konusunda biraz ders almış,eğitim görmüş,bilgilendirilmiş ve görevlendirilmiş kişilerdir.

 

3-)İLK TIBBİ YARDIMCILAR:Doktorlar,bu alanda her türlü eğitimi almış,her türlü aleti kullanmayı bilen tıbbi müdahale etmek zorunda olan kişilerdir.Mecburi yardım etmek zorunda olan yetkili kişilerdir.

 

İLK YARDIMCIDA ARANAN ÖZELLİKLER

 

1-)Organizasyon yeteneği

2-)Ani ve isabetli karar verebilme

3-)Yeterli bilgiye sahip olma

4-)Araçları,malzemeyi,aletleri iyi kullanabilme



BOĞULMA - İLK YARDIM

 

Böyle bir durumda sudan çıkarılan şahsın, yapay solunumla oksijenasyonu sağlanmaya çalışılmalı ve zaman kaybdilmeden hasteneye kaldırılmalıdır.
Boğulma yüzme bilenlerin bile başına gelebilir. Suda boğulanların yalnızca yüzde 50sinin hiç yüzme bilmediği düşünülürse, yüzme bilenlerin de bazı önlemlere uymaları gerektiği anlaşılır. Ozellikle sualtında yüzenlerde duyu kaybı görülebilir.Boğulmalarda ölüm nedeninin akciğerlere su dolması olduğu varsayıldığından yardım etmek için suyun boşaltılmasına çalışılarak zaman kaybedilir. Oysa boğulmanın ilk evresinde, kazaya uğrayan kişi soluğunu tutacak durumda olmadığından, istenci dışında bir miktar su yutar. Ama kısa bir süre sonra gırtlakta, suyun solunum yollarına ve akciğerlere girmesini engelleyen bir kasılma gerçekleşir. Ancak kişi duyularını yitirdiğinde, gırtlak gevşer, mideye ve akciğerlere yeniden su gider.Boğulan pek çok kişinin (yaklaşık yüzde 10-15) akciğerlerde fazla su olmadan, oksijensiz kalarak ölmesi boğulmanın ilk evresinde gerçekleşir. Dolayısıyla yardıma koşanların, akciğerlerdeki az miktardaki suyu çıkarmaya çalışarak zaman kaybetmeden, yapay solunuma başlaması gerekir. Boğulma sonucunda solunum yetmezliğine yol açan mekanizmalar kazanın tatlı ya da tuzlu suda olmasına göre değişir.

Yapılması Gerekenler;

Boğulmalarda ilkyardımın temel amacı, akciğerlere hava girmesini sağlamaktır; ilkyardıma mümkün olduğunca zaman geçirmeden başlanmalıdır. Kazazede sudan çıkarılır çıkanlmaz, ağzında protez varsa alınmalı ve boğazındaki salgı-lar temizlenmeli, başı iyice arkaya yatırılarak, altçenesi iki elle kavranıp aşağıya ve geriye çekilmeli, bu arada başparmaklar ağzı açık tutmalı, ağızdan ağza yapay solunum uygulanmalı ve göğüs kafesine düzenli aralıklarla bastırarak kapalı kalp masajı yapılmalıdır.

Yapay solunum uygulamak için kazazedenin başı arkaya eğilir, ensesinin altına bir el ya da katlanmış giysiler sokulur. Oteki el ise kazazedenin alnına, işaret ve baş parmaklar bumu kapatacak biçimde yerleştirilir. Yardım eden kişi derin bir soluk aldıktan sonra, dudaklarını kazazedenin dudaklarının üstüne yerleştirir ve soluğunu güçle verir. Kazazede çocuksa soluk verme fazla güçlü olmamalıdır. Soluk verdikten sonra kazazedenin soluk vermesine izin vermek amacıyla ağzı açık tutulur.
Bu işlem iki kez daha yinelendikten sonra göğüs kafesine bastırarak kalp masajına başlanır. Bunun için kazazedenin yanı başına diz çökerek bir el göğüs kemiğinin alt bölümüne, öteki el ise bu elin sırtına yerleştirilir. Göğüs kemiğine omzun ve vücudun ağırlığı gelecek ve 30-40 kg'lik bir güç oluşturacak biçimde güçle bastırıldıktan sonra hızla bırakılır. İki soluk verdikten sonra göğse 15 bası uygulanır.
Ağızdan ağza solunumun mümkün olmadığı durumlarda Halger-Nielsen ya da Silvester yöntemine başvurulabilir.

Halger-Nielsen yöntemi kazazedeyi sırtüstü yatırmanın mümkün olmadığı zamanlarda yararlıdır. Yardım eden kişi avuçlarını kazazedenin kürek kemiklerinin hemen altına koyar; kazazede bu arada olanaklıysa ayakları başından daha alçakta ve kolları yüzünün altında birbirine kavuşmuş olarak yatınlır. Yardım eden kişi kollanyla kazazedenin sırtına bastırarak, havanın dışarı çıkmasını, daha sonra kazazedenin dirseklerini tutarak kendisine ve yukanya doğru çekip göğsün genişlemesini ve akciğerlere hava girmesini sağlar. Daha sonra kollar özenle yere konur, bası manevrası yinelenir. Bu manevra dakikada 12-15 kez yinelenmelidir.
Silvester yönteminde, kazazede sırtüstü yatınlır; omuzlannın altına kalın bir şey konur. Yardım eden kazazedenin başucunda, bacakları başın her iki yanında olacak biçimde oturur.

Kazazedenin kolları bileğin hemen üstünden sıkıca yakalandıktan sonra, son kaburgaların düzeyinde göğsün üstüne doğru dirençle karşılaşana değin bükülür. Bu anda hava akciğerlerden çıkar. Daha sonra kollar başın üstünde dışa yukarıya ve geriye kaldınlarak göğsün genişlemesi ve havanın pasif yolla akciğerlere girmesi sağlanır, kollar yavaşça göğse geri getirilir. Bu manevra dakikada 10-12 kez yinelenir.



ŞOK DURUMU - İLK YARDIM

Dolaşım yetmezliği kan basıncının düşmesine ve iç organlarla çevre dokulara giden kanın aniden azalmasına bağlı belirtilere yol açar.

BELİRTİLERİ

Şok durumunda tansiyon düşüldüğünün yanı sıra bilinç kaybına kadar varabilen bilinç bulanıklığı, şiddetli solgunluk, deride nemlilik, nabızda hızlanma ve zayıflama, solunum güçlüğü (hava açlığı), şiddetli susama, idrarda azalma ve beyindeki dolaşım bozukluğuna bağlı olarak bunaltı, huzursuzluk, saldırganlık, uyuklama gibi belirtiler görülebilir. Hastada bu belirtilerin hepsi bir arada bulunmayabilir; herhangi birinin tek başına bulunması da şok tablosuna işaret etmeyebilir. Sendromunun ortaya çıkma nedenlerine ve gelişme süreçlerine göre başlıca dört şok tipi ayırt edilebilir.

Kalp kökenli şok kalbin kasılması (sistol) sırasında pompalanan kan miktarının düşmesine bağlıdır. Kalp kasına zarar veren enfarktüs ya da iltihap (miyokardit) ve kalp karıncıklarının yetersiz dolmasına yol açan ritim bozuklukları ya da kalp dış zarında sıvı birikmesi gibi bir nedenle kalbin pompaladığı kan miktarının düşmesi sonucunda gelişir.

İkinci tip şok dolaşımdaki kan hacminin birden ve önemli ölçüde azalmasına bağlıdır. Bu tip şok kanamalarda, yanık, şiddetli ishal gibi durumlara bağlı organik sıvı kayıplarında ve travmalarda ortaya çıkar.Septik şok bakterilerin salgıladıkları endotoksinlerin etkisiyle dolaşım sisteminin zayıflamasına ve kan basıncının düşmesine bağlıdır.

Sinir sistemi kökenli (nörojen) şok ise gerek omurilik hastalıklarında görüldüğü gibi kan damarlarının çapını denetleyen sinirsel iletinin kesilmesi, gerek şiddetli bir ağrı ya da güçlü bir duygu nedeniyle kalp atışlarının refleks olarak yavaşlaması sonucunda ortaya çıkabilir.

NEDENLERİ

Şok temelde dolaşımdaki kan miktarının azalmasıdır; dolayısıyla kan ya da plazma kaybına yol açan bütün durumlar şokla sonuçlanabilir. Bu tür durumların başında yaralardan kaynaklanan dış kanamalar ve tümör ya da ülser yakınındaki bir kan damanmn aşınmasıyla ortaya çıkan iç kanamalar gelir. İkinci sırada yanıklar önemlidir; yanık alanındaki küçük damarlardan bol miktarda plazma sızar. Bağırsak tıkanmalarıda yanıklara benzer; bu durumda plazma tıkanma noktasmda bağırsak duvarından sızar. Şiddetli ishalde ya da uzun süreli kusmanın yol açtığı aşırı su ve tuz kaybı en sık görülen öteki şok ne denlerindendir. Sıvı bölümü azalan kan koyulaşır, böylece dolaşımdaki kan miktarı da azalır.

Kan besleyici maddelerin ve özellikle oksijenin dokulara ulaşmasını sağlar. Yaşamsal nitelikteki bu işlevin bozulması organizma açısmdan çok büyük sorunlar yaratır. İlk ve en önemli sorun atardamarlardaki kan basıncınm bazen çok şiddetle düşmesidir. Tansiyon düşmesiyle birlikte dokulara kan akışı da tehlikeli ölçüde azalır; hücrelere yeterli oksijen gitmediğinden hastalık belirtileri ortaya çıkar. Şok belirtileri zamanla bütün vücuda yayılır ve oksijen azlığına çok duyarlı olan sinir sistemi bu durumdan öncelikle etkilenir. Deri damarlarındaki kan miktarı çok azaldığından hasta çok solgun görünür. Ayrıca solunumu sıldaşır; bunun nedeni kana olabildiğince fazla miktarda oksijen sağlamaktır.

Hasta çevresiyle ilişkisinin kopmasına yol açan bir uyuşukluk içine girer. Bununla birlikte genellikle huzursuzdur ve bunaltı eğilimi gösterir.
Nabız çok hızlı ve zayıftır, çünkü vücut şokla karşılaştığmda edilgen kalmaz. Çeşitli savunma mekanizmaları hemen harekete geçer. Bunların en önemlisi böbreküstü bezlerinden adrenaun ve noradrenalin adlı hormonların salgılanmasıdır. Noradrenalin dokularda sempatik sinir lifleriııin uçlanndan da
salgılanır. Adrenalin daha çok kalp üzerinde etkilidir; kalp atışlannı hızlandınr. Noradrenalin ise vücudun bütün küçük atardamarlarını daraltır. Bu düzenleyici süreçlerin yararı açıktır: Ritmi hızlanan kalp, dolaşıma daha fazla kan verir. Kasılarak daralan atardamarlar dolaşımda bulunan az miktarda kana uyum sağlayacak duruma gelir. Bu uyumun sağlanamaması kanın çok geniş bir damar yatağmda dağılarak çevrede göllenmesine ve hastanıiı ölümüne yol açar. Söz konusu iki savunma süreci birlikte kamn damarlarda normalden daha hızlı dolaşmasmı sağlar. Böylece dokulara en azından yaşamı sürdürecek düzeyde oksijen ulaşır. Kan ya da plazma kaybı bu süreçlerle karşılanamayacak kadar şiddetliyse beyne giden oksijenin yetersiz kalması nedeniyle hasta bilincini yitirir. Oksijen eksikliğinden etkilenen çevrel küçük damarlar da gerginlilderini yitirerek genişler; kan çevrede özellikle karın organlarmda göllenir ve kalbe geri dönemez. Böylece hasta şokun geriye dönüşü olmayan evresine girer.

Yapılması Gerekenler;

Acil durumlarda olayın nedenleri bir yana bırakılarak, öncelikle tablonun ağırlaşması önlenmeli ya da şok belirtileri henüz tam yerleşmemişse bunların ortaya çıkınası engellenmeye çalışılmalıdır.
İlk önlem hastayı yatırarak bacaklarının vücudundan yüksekte kalmasını sağlamaktır. Böylece kanınkalbe dönüşü kolaylaşır ve başta beyin dolaşımı olmak üzere kan dolaşım iyileşir. Dolaşıma yardımcı olmak için sıkı giysiler de gevşetilmelidir. Daha sonra hasta örtülerek sıcak tutulur. Anıa aşırı sıcak uygulanınamalıdır; aşırı sıcak derideki damarların daha da genişlemesine yol açarak dolaşım bozukluğunu ve tansiyon düşüklüğünü şiddetlendirir. Şok bir kanamaya bağlıysa, kanama hemen denetim altına alınmalıdır. Ayrıca daha kapsamlı tedavi için beklerken, hastanın olabildiğince fazla sıvı alması sağlanmalıdır. Hasta su içebiliyorsa. şekerli ya da tuzlu bir eriyik verilir. Tuzlu eriyik 1 litre suda bir kaşık sofra tuzu eritilerek hazırlanır
.

 

YARALANMALAR

1.     Yaralanma(Açık ve Kapalı) Nedir?

2.     Göz Yaralanmaları

3.     Baş Yaralanmaları

4.     Göğüs Yaralanmaları

5.     Karın Yaralanmaları

6.     Omurga Yaralanmaları

YARALANMA:

 

Deri ve derialtı dokularının hasarına YARA denilmektedir. Yaralanmalarda genellikle ağrı ve fonksiyon kaybı vardır.

Yarayı açık ve kapalı olmak üzere iki başlık altında inceleyebiliriz. Her türlü açık yara enfeksiyon için açık bir kapı demektir.

O nedenle yaraya hemen müdahale edilmelidir.

 

KAPALI YARALANMALAR:

 

Üstteki deri tabakasında herhangi bir hasar, yani doku kaybı olmamasına rağmen darbe nedeniyle deri altındaki dokularda meydana gelen kanamalarla karakterize yaralanmalardır. Ekimoz ve hematom olarak sınıflandırılabilirler.

 

Ekimoz: Deri altındaki sınırsız kanamalar sonucu oluşan morarma ve çürüklerdir.

 

Hematom: Deri altındaki sınırlı kanamalardır, diğer adıyla kan toplanmasıdır. Hematom sadece yumuşak doku yaralanmalarında görülmez; kırıklardan  veya herhangi bir damar yaralanmasından sonra da görülebilir.

 

 

Kapalı yaralanmalarda  ilkyardım:

Kapalı yaralanmalarda ilkyardım, soğuk uygulama, dinlendirme ve yüksekte tutma şeklindedir. Bir havluya sarılmış buz torbası, etkilenen alana yerleştirildiğinde kanamayı azaltacaktır. Aradan saatler geçtikten sonra soğuk uygulamanın yararı olmayacağından, emilimi hızlandırmak ve ağrıyı azaltmak üzere sıcak uygulama önerilmektedir. Etkilenen kısım, günde bir kaç kez ılık-sıcak arası suya 10-15 dakika daldırılır veya sıcak su ile nemlendirilmiş havlu ile sarılır.

 

 

AÇIK  YARALANMALAR:

 

SIYRIK (Abrezyon): Derinin sert ve pürtüklü bir yüzeye sürtünmesi sonucu oluşan yüzeysel yaralanmalardır. Yaralanan kısımdan kan sızabilir. Oldukça ağrılı olabilirler. Sıyrıklar, varsa antiseptikle silinebilir yoksa sabunlu su ile yıkanıp kuru ve temiz tutuldukları sürece daha çabuk iyileşirler. Ancak, kirli veya ıslak bir iş yapılacaksa yara mutlaka kapatılmalıdır.

 

KESİK (Laserasyon): Keskin ve düzgün yüzeyli nesne ile meydana gelir. Kesilmiş düzgün veya parçalı bir yara oluşur. Kesik şeklindeki yara deri altındaki dokuya, kasa, sinire ve kan damarlarına kadar derinleşebilir.

Kesik yaranın kenarları antiseptikle silinir ve yara ağzı ucuca getirildikten sonra üzeri steril gazlı bezle kapatılarak, yaralı hastaneye götürülür.

 

YIRTIK; KISMİ KOPUK (Avülsiyon): Derinin bir parçası ya tamamen kopmuştur ya da küçük bir kısmı ile bağlı kalmıştır. Genelde çok kanarlar. Bu tip yaralanmalarda kısmen yada tam kopmuş olan deri (flap), yaranın üzerine, normal yerine yerleştirilmeli, daha sonra üzeri steril pansumanla kapatılmalıdır. Yaralı hemen hastaneye götürülmelidir.

 

DELİNME: Bıçak gibi kesici-delici aletler veya kurşun gibi nesnelerle meydana gelir. Yara girişi küçük olduğundan, dışa kanama genellikle önemli değildir. Ancak derindeki dokulara önemli zarar verebilirler. Eğer bu yaralanma göğüs veya karında ise öldürücü olabilir.

 

Açık Yaralanmalarda İlkyardım: 

* Kanamayı durdur.

* Yaranın daha fazla kirlenmesini önle ( yara bandı veya steril gazlı bezle kapatarak).

* Yaralı kısmın hareket etmesini önle; dinlendir.

*  Yara çok kirli ise mutlaka pansumanla kapatılmadan önce bulunabilecek en temiz su ile yıkanmalıdır. Bulunabilecek en temiz su : elimizin altında çaydanlıkta kalmış kaynamış ve soğumuş su, yoksa musluk suyu ya da şişe içinde satılan sular kastedilmektedir.

* Eğer açık yara, kirli-paslı metal veya toprakla temas etmişse, mutlaka TETANOS SERUMU  ve/veya AŞISI yaptırılmalıdır.

 

* Yarada yabancı cisim varsa (Yabancı cisim batmışsa);

   - Yabancı cisimleri çıkarmaya çalışmayın

   - Yabancı cismi sabitlemek üzere kalın pansuman malzemesi kullanın

   - Hastayı vakit kaybetmeden hastaneye götürün

 

* Organ kopması söz konusu ise:

Mutlaka temiz, nemli ve soğukta muhafaza edilerek hastaneye götürülmelidir. ( Asla ıslatılmaz ve dondurulmaz ! )

Bunun için;

1-  Kopan organ, nemli steril gazlı beze (yoksa en temiz su ile ıslatılarak iyice sıkılmış en temiz kumaş parçasına) sarılır.

  2-  Delik olmayan bir naylon torbaya konularak ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra, bu naylon torba:

3-  Buzlu su içine konarak, hastayla birlikte hastaneye götürülür. Burada önemli olan nokta: organın dondurulmadan ve ıslatılmadan hastaneye ulaştırılmasıdır. O nedenle organ doğrudan su içine veya buz üzerine konmaz !

 

Hasta ve kopan organ uygun koşullarda 6-12 saat içinde hastaneye yetiştirildiğinde; organın eski işlevlerini aynen yerine getirme olasılığı çok yüksektir

GÖZ  YARALANMALARI:

 

Görme organımızdaki yaralanmaları birkaç başlık altında inceleyebiliriz:

1- Yaralanmalar:

* Korneada  yabancı  cisim  bulunması (göze  yabancı  cisim  kaçması)

* Göze yabancı cismin batması

* Yırtılmalar

2- Yanıklar:

* Kimyasal yanıklar

* lsı (termal)  yanıkları

* Işın yanıkları

 

1- YARALANMALAR:

Göze yabancı cisim kaçması: Yabancı cisim ( toz, kirpik vb) kornea üzerindedir veya gözkapağı altındadır. Bu durumda göz temiz su ile yıkanır. Eğer cisim göz kapağının altındaysa, göz kapağı ters çevrilerek pamuklu çubukla uzaklaştırılabilir.

Yabancı cisim batmışsa: Genel kural burada da geçerlidir: Batan cisimler çıkarılmaz, sabitlenir. Üzeri koni biçiminde bir malzeme (veya bardak) ile kapatılır. Gözler birlikte hareket ettiğinden sağlam göz de kapatılmalıdır.

Yırtılmalar: Yaralı göz hemen steril gazlı bezle kapatılır, sağlam gözde kapatıldıktan sonra en kısa sürede hastaneye götürülmelidir.

 

2- YANIKLAR:

Kimyasal Yanıklar: Tek ve ilk acil tedavi yıkamaktır. Yıkamak için her türlü temiz su (varsa serum fizyolojik tercih edilmelidir) kullanılabilir. Koşullar suyu göze dökmeyi, hastanın başını musluk altına sokmayı, su ile dolu bir kap içine göz sokularak göz kapaklarının hızla kırpıştırılmasını gerektirebilir. Gözü yıkarken suyun akış yönü içten dışa doğru olmalıdır, aksi halde sağlam gözde etkilenebilir. Daha sonra her iki gözde kapatılarak hastaneye ulaştırılır. Yıkama süresi  en az 15 dakika  olmalıdır.

Isı (alev) yanıkları: Göz kapakları genellikle kapanır ve yapışabilir. O nedenle her iki göz yıkandıktan sonra ıslak pansumanla kapatılarak hastaneye götürülmelidir.

Işın yanıkları: Kızılötesi ışınlar, çıplak gözle güneş tutulmasının izlenmesi, lazer ışını retinada ağrısız ancak kalıcı görme kaybına neden olur. Kaynak yapmak, uzun süreli güneş lambasına, ultraviyole ışınlarına ve parlak ışınlara (karla kaplı alanlar, çöl, durgun deniz gibi) maruz kalmak gözde yüzeysel yanıklara neden olabilir. İlk anda fazla belirti görülmezken, 3-5 saat sonra kızarıklık, şişlik, aşırı gözyaşı salgılanması görülebilir. Gözler yine ıslak pedlerle kapatılarak, kişi hastaneye götürülür.

Hangi tip göz yaralanması olursa olsun, yaralı gözün yanı sıra sağlam göz de mutlaka kapatılmalıdır, yaralı gözün daha fazla zarar görmemesi için!.

BAŞ (KAFA) YARALANMALARI:

 

Kafa üstü düşme, denizde yere çakılma, trafik kazalarında ön cama çarpma sonucu görülen,  açık veya kapalı olarak  sınıflandırabileceğimiz  kafa yaralanmalardır.

 

Açık Kafa Yaralanmaları: Yaralanma gözle görülebildiğinden gerekli pansuman yapılır, mümkünse baş 30 derece yüksekte tutularak (yarı oturur pozisyonda) hastaneye nakledilir. Eğer kulaktan veya burundan açık kırmızı renkli kanama ya da kanla birlikte berrak sıvı geliyorsa, BOS ( beyin-omurilik sıvısı) geliyor demektir. Bu şiddetli kafa yaralanmalarında (genellikle de kırıklarında) görülür. Bu gibi durumlarda kanayan burna  ya da kulağa gevşek pansuman konarak dışarı akış sağlanır. Kesinlikle tampon yapılmaz!. Eğer BOS kulaktan geliyorsa, pansuman konulduktan sonra yaralı o  kulağın üzerine gelecek şekilde yan yatırılır ve hastaneye nakledilir.

 

Kapalı Kafa Yaralanmaları: Gözle görülür bir yaralanma olmadığından, vurma, çarpma, düşme, darbe sonrası veya yüksek tansiyonu olan kişilerde aşağıdaki belirtiler görülürse ; bilinci kapalıysa yan yatırılarak, bilinci yerindeyse baş yüksekte olacak şekilde yatırılarak, hastaneye götürülmelidir.

 

Belirtiler:

- Fışkırır tarzda kusma

- Aniden başlayan baş ağrısı, baş dönmesi veya kulak çınlaması

- Kol (lar) veya bacak (lar) da karıncalanma, uyuşma, ilerleyen kuvvet kaybı, felç

- Sebepsiz uyku hali, konuşmada pelteklik, anlamsız konuşmalar, kendini kaybetme, bilinç kaybı

- Solunumda yavaşlama, iç çekmeler, sesli solunum, hızlanan ve yavaşlayan solunum

- Nabızda değişiklikler, vücut ısısında yükselme (kan basıncında yükselme)

- Kanama ilerledikçe gözbebekleri büyüklüğünde farklılık (ANİZOKORİ), çift görme, görmede bulanıklık.

 

OMURGA YARALANMASI

 

Omurga 33 omurdan oluşmuştur. Boyun(servikal 7), sırt (torakal 12), bel (lumbal 5), sakral (5) ve kuyruk sokumu (koksiks 3) olmak üzere beş bölüme ayrılır (Şekil 21). Omurlar arasında bulunan kıkırdak yastıkçıklar (diskler) hem hareketi sağlarlar hem de kemiklerin aşınmasını önlerler. Omurlar kuvvetli bağlarla birbirlerine bağlanmışlardır, bu bağlar birbirine komşu omurlar arasında küçük eğimlere olanak sağlamanın yanı sıra, birbirlerinin üzerinde durmasını sağlarlar . Omurgayı oluşturan omurların arka kısmında bulunan boşluk ile oluşan kanal (spinal kanal), omurilik  ve onu örten zarları içermektedir. Beyin omurilik sıvısı (BOS) bu zarlar arasında dolaşmaktadır. Tüm sinirler omurilik yoluyla beyne ulaşırlar. Omurga yaralanmalarında kırıklar ve/veya ezilmeler meydana geldiğinde omurilik etkilenirse felç hatta ölüm meydana gelebilir. Bir omurun diğeri üzerinde hafif kayması veya diskin kayması(bel fıtığı-herni), milimetrik dahi olsa sinirlerin baskı altında kalması için yeterlidir. Bu nedenle omurga yaralanmalarında hastanın KESİNLİKLE HAREKET ETTİRİLMEMESİ gerekir.

Hasta sert bir zemin üzerine yatırılarak (ya da baş-sırt-kalça aynı düzlemde olacak şekilde) taşınmalıdır.

Omurga yaralanması olasılığı yüksek olan kazalar; otomobil-motosiklet kazaları, denize dalmalar, yüksekten düşmeler vb' dir.

Kaza sonrası bilinci kapalı her hastada omurga yaralanması olasılığı varsayılmalıdır.

 

Belirti ve bulgular:

-Ağrı: Hastanın bilinci yerindeyse ağrısını dile getirebilir. Bazen hasta ağrıdan yakınmayabilir bu gibi durumlarda hastanın hareket yeteneği gözlenir, Şayet hasta atellenmiş gibi yatıyorsa, hareket etmekten kaçınıyorsa ağrısı nedeniyle bu şekilde yatıyordur. omurga yaralanması olasılığı çok yüksektir.

-Kollar ve/veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük.

-Şekil bozukluğu: Omurgada pek rastlanmaz. İstisna olarak boyun omurlarında  görülebilir; baş bir tarafa bükülmüştür.

-Hassasiyet.

-Paralizi (güç kaybı) ve/veya duyu kaybı. Kol ve/veya bacağını hareket ettirmesi istenerek motor kaybı; dokunarak ta duyu kaybı saptanabilir.

 

İlk Yardım:

* Tüm yaralanmalarda olduğu gibi öncelikle ABC  kontrol edilir ve devamlılığı sağlanır.

* Kanamalar kontrol altına alınır, yaralar kapatılır.

* Hasta SERT VE DÜZ BİR ZEMİN üzerinde, SIRTÜSTÜ YATIRILARAK taşınır. Boyun kısmı (servikal omurlar) battaniye, havlu ya da ayakkabılarla sağa-sola hareket etmemesi için desteklenir. Sert ve düz zemin için; kapı, iki uzun sopa arasına gerilmiş battaniye kullanılabilir. Elbette ki varsa SEDYE en uygun taşıma aracıdır.

* Trafik kazasında, kazazede araçtan baş-sırt-kalça aynı hizada olacak şekilde çıkarılmalıdır, bunu sağlayabilmek için çevrede bulunabilecek (1 m civarında) sopa ya da tahta parçasından yararlanılabilir. Tahta sırta dayanarak aynı düzlemde kalması sağlanabilir. 
 

KANAMALAR

Vücudumuzda dolaşan kan, tüm doku ve organlara ihtiyaçları olan oksijeni, besin maddelerini, hormonları ve birtakım kimyasal ileticileri taşır.
Normal erişkin bir insanda toplam 5-7 litre kan vardır. Yaralanmalar sonucunda kan miktarının erişkinde % 20, çocukta %10'dan fazlasının kaybı hayatı tehlikeye sokar. Burada kanamanın miktarı kadar kanamanın hızı da önemlidir.

Kanayan damara göre kanama sınıflandırılırsa:

Atar damar kanamaları: Atardamarlar kalbin vücuda pompaladığı kanı taşırlar, bu sebeple basıncı yüksektir. Nabız bu damarlardan alınır. Yaralanmaları halinde aralıklı, fışkırır tarzda süratle kan akar, kısa sürede çok fazla kan kaybı olur.
Toplar damar kanamaları: Vücuda dağılmış olan kanı toplayıp kalbe götüren damarlardır. Bu tür kanamalarda kan kesintisiz ve yavaş akar ve göllenme yapar.
Kılcal damar kanamaları: Sızıntı şeklinde akar, kendiliğinden durabilir.
Kanayan yere göre kanamalar sınıflandırılırsa:

1-Dış kanamalar: Vücudun dışına olan kanamalardır, açıkça görüldüğünden teşhis edilmesi kolaydır.
2-İç kanamalar: Vücut dışına kanama olmadığından teşhis edilmesi ancak bazı belirtilere bakılarak olur.Bu belirtiler:
· Baş dönmesi, göz kararması
· Üşüme, titreme
· Soğuk terleme
· Rengin solması
· Nabzın hızlı ama zayıf atması

Kaza geçiren kişilerde bu belirtiler mevcutsa hastanın iç kanama geçirdiğinden şüphelenilir ve tedbir alınır.
Mide kanaması kanın ender görüldüğü iç kanamalardandır. Dışkılama zift gibi siyah olur. Kahve peltesi gibi kusma da olabilir.

KANAMA DURDURMA METODLARI

Elle baskı: Kanayan bölgenin üzerine kalın bir gazlı bez konur ve bunun üzerinden parmağımızla baskı yapılır. Altta kalan damar sıkışacağından kanama da azalacaktır.

Basınçlı sargı:Kanayan bölgenin üzerine kalın bir gazlı bez konur ve bunun üzerine sıkı bir sargı yapılır. Altta kalan damar sıkışacağından kanama da azalacaktır.
Kanayan yeri kalp hizasından yukarı kaldırma: Kanayan yer kalbin üstünde tutulduğunda yer çekimine bağlı olarak yukarı giden kan az olacağından kanama da azalacaktır.

Basınç noktalarına baskı:Atar damar kanamalarında kullanılır. Bu metodu uygulamak için, kanayan yer ile kalp arasındaki nabız aldığımız noktaya bastırılır, bu şekilde noktanın altında bulunan atardamar sıkıştırılmış olur. Kanayan yere giden kan miktarı azalacağından kanama azalır.
Kol ve bacaklardaki kanamalarda bu metotlardan birkaç tanesini birden kullanabiliriz.
Bu metotlarla durmayan kol ve bacak kanamalarında son çare olarak turnike kullanılır
.

TURNİKE
6 - 8 cm. eninde, yumuşak ve elastik bir malzeme ile kol ve bacakların tek kemikli bölgelerinde kanayan damarın sıkıştırılması şeklinde uygulanır. Tek kemikli bölgeler: Dirsek ile omuz arası ve diz ile kalça arasıdır. Uygulama da şu noktalara dikkat etmemiz gerekir.
Turnike 20 dakikada bir 5-10 saniye gevşetilir ve takılı kaldığı toplam zaman 2 saati aşmamalıdır.
Kanaması olan kişi üşüyebilir ve üstünü örtmenizi isteyebilir, üstü örtülür ancak turnikenin üstü örtülmez
Turnike takılan kişinin görünen bir yerine "T" işareti konur ve turnikenin takıldığı saat not edilir.

Burun Kanamaları:
Burun kanamaları %90 ön taraftadır ve genellikle tek burun deliğinden gelir. Sebepleri çoğunlukla enfeksiyonlar veya buruna gelen darbelerdir.
Hasta oturtulur, baş hafif öne doğru eğilir,
Burnun köküne buz tatbik edilir,burun kanatlarına baş ve işaret parmağı ile 5-10 dakika devamlı baskı yapılır.

Avuç içi Kanamaları:
İnatçı kanamalardır. Avuç içine temiz bir rulo bez konur. El yumruk yapılarak sıkılır ve kalp seviyesinin üzerinde tutulur.

BİLİNÇ KAYIPLARI

BAYILMA

Beyine giden kan akımının kısa bir süre için azalması sonucu oluşan geçici bilinç kaybıdır. Hasta düşer düşmez veya yere uzanınca beyin ile kalp aynı seviyeye gelir. Beyine giden kan miktarı artar ve şuur sıklıkla kısa bir süre sonra geri döner.
Yarım saati geçtiği halde şuuru yerine gelmeyen kişilerde başka bir olay düşünüleceğinden hastaneye sevk edilmelidir.

İlkyardım olarak:
1-
Hasta şok pozisyonuna alınır
2- Hastanın giysileri gevşetilir.
3- Uyarıcı kokular koklatılabilir (amonyak gibi)
4- Kişinin şuuru yerine geldiğinde dinlenmesi sağlanır.
5- Sıvı içecekler verilir.
6- Düşme sırasında olabilecek kafa yaralanmaları kontrol edilir.

FELÇ

Felç, beynin bir bölgesine gelen kan akımının (Kan damarların tıkanması veya kopması sonucu) azalması, kesilmesi, bölgenin bir basıya veya hasara uğraması nedeniyle meydana gelir.

* Yüzde,kolda veya bacakta ani hissizleşme veya zayıflama.
* Vücudun bir tarafında veya iki tarafında felç.
* Açıklanmayan baş dönmesi veya dengesizlik.
* Konuşamama veya konuşma bozukluğu.
* Bir gözde kararma veya görme kaybı.
* Şiddetli baş ağrısı.
* Yutmakta veya solunumda zorluk olabilir.
* Kasılmalar olabilir.

Felçli Bir Hastada İlkyardım

* Hava yolunu açık tutun,
* Solunumu izleyin,
* Nabzını izleyin,
* Hastayı sakinleştirin, hastayla konuşun,
* Ağızdan hiçbir şey vermeyin,

Yarı şuurlu veya şuursuz hasta felç kısmı aşağıda olmak üzere diğer tarafa yatırılarak taşınır ve felçli kısım yastıklarla desteklenmelidir. Hasta uygun bir hastaneye nakledilmelidir.
 

KIRIK ÇIKIK VE BURKULMALAR

KIRIKLAR:

Kırık, kemik dokusunun bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar kemiklerin her yerinde görülebilir.
Kapalı, açık ve çökme kırıkları olarak üçe ayrılır.
Kapalı kırıklarda kırık kemik uçları birbirinden ayrılmamıştır.
Açık kırıklarda ise kemik dokusu hava ile temas halindedir. Yerinden ayrılan uç, kemiğin yanından geçen damar ve sinirleri kesebilir, deriyi delerek dışarı çıkabilir.
Kırılan kemik uçları dışarı çıkmışsa içeri itilmez. Kırık kemik parçaları ve yabancı cisimler çıkarılmaz.

Yassı kemiklere gelen darbelerde o bölge kırılıp, çökebilir ve altındaki organa baskı yapar. Kırık belirtileri olarak:
Ağrı, şişme, kızarıklık, morluk, şekil bozukluğu, hareket kısıtlılığı görülür.

İlkyardım olarak:Kırılan kemik tespit edilerek hareketsiz hale getirilmelidir. Bu iş için kullanılan cisimlere atel denir. Ateller alçı, tel veya tahtadan olabilir. İlkyardımcı tahta atel veya bulabildiği malzemeleri atel olarak kullanır. Tahta atel olarak düz tahta parçaları, ağaç dalları olabilir. Mümkünse tahta üzerine bir gazlı bez sarılmalı değilse kıymıkları ve varsa çiviler temizlenmelidir. Kırılan kemiğin her iki yanına bir atel konur ve bağlanır. Atelin boyu kırığın üstündeki ve altındaki eklemi hareketsiz hale getirecek uzunlukta olmalıdır. Bu şekilde kırık hareketsiz hale gelmiş olur.

Atel ile kırılan kemikler tespit edilip hareketsiz hale getirilmez ise kırık uçlar oynayarak kemiğin yanından geçen damar veya sinirleri keserek daha ağır durumlara yol açabilir.

Bazı kırıklardan örnekler:
Kaburga kırıklarında atel kullanılmaz, göğüs üçgen sargı bezi ile bağlanır.
Köprücük kemiği kırıklarında atel kullanılmaz, Omuz hareketsiz hale getirilir. Bunun için kırık taraftaki kol gövdeye birleştirilir ve sargı bezi ile sarılır.
Ön koldaki kırıklarda atel uygulandıktan sonra ön kol, kol ile 90 derecelik bir açı yapacak şekilde boyuna asılır. Bacaktaki kırıklarda atel boyu önemlidir. Kırık dizden yukarda ise atel, koltuk altından ayak topuğuna kadar uzanmalıdır. Kırık, dizden aşağıda ise atel kalçadan topuğa kadar uzanmalıdır. Bacaktaki kırıklarda atel bulunamazsa battaniye gibi kalın bir kumaş rulo şeklinde sarılır, iki bacak arasına konur ve sağlam bacak kırık bacağa yaklaştırılarak her iki bacak birbirine bağlanır. Sağlam bacak atel vazifesi yapmış olur.

ÇIKIKLAR:

Eklem bütünlüğünün bozularak eklem yüzeylerinin birbirinden ayrılmasına çıkık denir.
Eklem ise kemikleri birleştiren oluşumlardır.
Eklemler genelde üç tiptir: 1- Oynamaz eklemler; (Kafatasında bulunur), 2- Yarı oynar eklemler; (omurga da bulunur) 3- Oynar
eklemler; (diz, dirsek, el, ayak bilekleri vs) Çıkıklar oynar eklemlerde görülür. Çıkık belirtileri kırık belirtileri ile karışabilir, Ayrıcı tanı sağlık kuruluşlarında yapılır.

BURKULMALAR:

Eklem bağlarının zedelenmesine burkulma denir. Burkulmalar da oynar eklemlerde görülür.
Çıkık ve Burkulmalarda ilkyardım olarak:
1-Çıkan veya burkulan bölge tespit edilerek hareketsiz hale getirilir. Bunun için bandaj veya atel kullanılır,
2
-Şişmeyi önlemek için ilk 8 saat aralıklı ve dolaylı olarak soğuk tatbik edilir. 

ZEHİRLENMELER

Zehirlenmeler vücuda giren zararlı maddelerin yaptığı etki-lerdir. Zehirli maddeler vücuda genelde üç yoldan girebilir:

1- Solunum yolu ile meydana gelen zehirlenmeler:
Hava yolu ile giren bu maddelerden en sık görüleni karbon monoksit zehirlenmesidir. Bu gaz havadan ağırdır ve egzoz gazında, kömür sobalarında ve şofben gazında bulunur.
Kömür sobalarından zehirlenme akşamdan sobanın doldurulup yatılan yerlerde görülür.
Şofben zehirlenmeleri ise bacası olmayan veya havalandırması olmayan banyolarda görülür.
Buharlaşan kimyasal maddeler ve böcek öldürücülerle de zehirlenme mümkündür.
Solunum yolu ile meydana gelen bu tip zehirlenmelerde alınan ilkyardım tedbirleri benzerdir.

İlkyardım olarak:
1
- Hasta acilen temiz havaya çıkarılır.
2- Solunumu kontrol edilir, gerekirse suni solunum yapılır.
3- Uyanık tutulması sağlanır.
4- Bilinci kapalı ise hasta yan yatırılarak nakledilir.

2-Sindirim yolu ile meydana gelen zehirlenmeler:
Bu zehirlenmeler yanlışlıkla alınan bir gıda maddesi ( mantar zehirlenmesi, son kullanma tarihi geçmiş konserveler, bozuk gıda maddeleri gibi), kazayla ya da intihar maksadıyla alınan ilaçlar, tarım ilaçları, ev ve endüstride kullanılan kimyasal maddelerle, alkol ya da uyuşturucu maddeler olabilir. Bu tip zehirlenmelerde ilkyardım olarak:

a) Hastanın şuuru yerinde ise hasta kusturulur, bu amaçla ağız içine parmak sokulur, hastanın ısırmasını önlemek amacıyla parmağın yanında bir gazlı bez dişler arasına sıkıştırılır.
Ağızdan alınan maddeler bir süre sonra sindirilir ve bağırsaklardan emilirler. 2 saat geçmeden kusturulan hasta zararlı maddeyi dışarı çıkaracağından hayati tehlikeyi atlatabilir. Kusturma için tuzlu su da içirilebilir.
Sindirim aşamasında müshil verilerek emilimi azaltılabilir.
b) Kusturulması sakıncalı olan maddeler ise;
Asit ve Baz gibi yakıcı kimyasal madde içenler kusturulmaz,
Petrol ürünü içenler kusturulmaz
Bu maddeler tahriş özelliklerinden dolayı kusturulmaz, içtikleri bu maddelerin seyreltilmesi amacıyla bu hastalara bol su içirilir.
İlkyardım uygulandıktan sonra hastalar sağlık kuruluşuna götürülürken;
Ne almış?
Ne kadar almış?
Ne zaman almış? belirlenmelidir.

3-Deri yolu ile meydana gelen zehirlenmeler:

a) ARI, ÖRÜMCEK VE DİĞER BÖCEK SOKMALARI:
Kişinin alerjisi yoksa bir arı veya böceğin sokması bir tehlike oluşturmaz. Belirtiler:
Ağrı, şişme
Kızarma, kaşınma meydana gelir.
Şoka girebilir
İlkyardım olarak:
1- Arının iğnesi kalmışsa çıkarılır.
2- Şişmesini önlemek için buz tatbik edilir.
3- Alerji varsa, şoka giriyorsa, şok pozisyonuna alınır.
4-
Amonyak sürülebilir.

b) AKREP SOKMASI:
İlkyardım olarak:
1- Sokulan yer çizilip hafifçe kanatılarak zehir boşaltılır.
2- Sokulan yer uzuvlarda ise alt ve üst tarafından bağlanır.
3- Sokulan yer kalp seviyesinden aşağıda tutulur.
4- Ovuşturulmadan bol su veya sabunlu su ile yıkanır. Zehirin yayılmasını yavaşlatmak için soğuk da tatbik edilebilir.
5-
Sağlık kuruluşuna nakledilerek akrep serumu yaptırılır

c) YILAN ISIRMASI:
Bütün yılan ısırmalarını zehirli gibi kabul edip ona göre davranmak gerekir.
İlkyardım olarak:
1- Isırılan yer çizilerek zehir boşaltılır.
2- Isırılan yer uzuvlarda ise alt ve üst tarafından bağlanır,
3- Isırılan yer kalp seviyesinden aşağıda tutulur,
4-
Sağlık kuruluşuna nakledilerek yılan serumu yaptırılır

Deri yoluyla kimyasal ve radyoaktif zehirlenmelerde hastanın tüm vücudu, özellikle etkilenen kısımları bol su ile 20 - 30 dakika yıkanır.

HAYVAN ISIRMALARI

Doğrudan ısırmanın verdiği zarar (damar, sinir yaralanması gibi) ve ısırılmayla giren mikropların (kuduz virüsü, tetanos mikrobu gibi) yaptığı hastalık ısırılmada karşılaşılan başlıca sorunlardır. Isırılan kişinin önceden aşılı olup olmaması, ilave başka hastalığın olup olmaması oluşabilecek bir hastalığı etkiler.
Kuduz sadece köpeklerle bulaşmaz, Başka hayvanlarla da bulaşabilir. ( Yarasa, kedi, fare vs.) Tüm evcil hayvanlar düzenli aşılanmalı ve korumaya alınmalıdır. Sokak köpeği kavramı artık olmamalıdır.

Bir ısırılmayı takiben:
- Ciddi kanamalar durdurulmalı
- Yara yeri sabunlu suyla yıkanmalı ve açık bırakılmalı.
- Şahıs hemen kuduz aşısı ve tetanos aşısı ile aşılanmalıdır.
- Her durumda ısıran hayvan 15 gün gözlem altında tutulmalıdır.
- Baş boyun bölgesindeki yaralanmalarda kuduz hastalığının kuluçka süresinin 5 güne inebileceği unutulmamalıdır.

YANIKLAR
Bir yerde yangının çıkması için üç faktörün birlikte bulunması gerekir, bu faktörler şunlardır:
a)Yakıcı madde (Ateş, sıcak sıvılar, elektrik, güneş vb),
b)Yanıcı madde (Odun, kömür, kimyasal maddeler ve petrol ürünleri vb.)
c)Oksijen.
Bu faktörlerden biri önlenirse yangın söner.

Yanıklar ağırlık derecesine ve derinliğine göre üçe ayrılır:

1. Derece yanıklar: En hafif yanıklardır. Derinin üst yüzeyi etkilenmiştir. Deride kızarma olur. Güneş yanıklarını örnek olarak verebiliriz. İz bırakmadan geçer.
2. Derece yanıklar: Derinin alt tabakasında hasar vardır. Bül ismi verilen içi sıvı dolu kesecikler oluşabilir. Ağrılıdır. Tedavi edilirse iz bırakmayabilir.
3. Derece yanıklar: Deri ve deri altı dokusu tamamen harap olmuştur. Yanık daha derinlere ilerler ve iz bırakır. O bölgedeki sinirler etkilendiğinden ağrı duyulmayabilir.
Tedavi için yanık alanının tespitinde dokuzlar kuralı adı verilen bir kurala göre yanık yüzdesi hesaplanabilir. % 20 'den fazla yanık hayati tehlike oluşturur.

Baş % 9
Kollardan her biri % 9
Bacaklardan her biri % 18
Gövdenin ön tarafı % 18
Gövdenin arka tarafı % 18
Üreme organları % 1

Yanıkta ilkyardım olarak:

1- Alçaktan giderek veya sürünerek yangın mahallinden tercihen itfaiyeci sürünüşü ile sürüyerek uzaklaştırılır.
2- Yanık yerin üstünde elbise varsa keserek çıkarılır,
3- O bölgedeki takılar çıkarılır,
4- Yanık yer temiz tutulur, üzerine diş macunu, salça, yoğurt gibi şeyler sürülmez.
Kimyasal yanıklar bol su ile yıkanır,

Büller (deride oluşan sıvı dolu kesecikler) patlatılmaz.
Ağrı azalıncaya kadar temiz soğuk su veya indirek olarak buz tatbik edilir. ( Soğuk uygulama ) Yanık yer ıslak gazlı bez, yoksa ıslak temiz bir bez veya streç film ile sarılarak hastaneye götürülür.
Elektrik çarpmalarında önce elektrik kaynağı kesilir, varsa sigortalar gevşetilir. Sonra elektrik kaynağı yalıtkan bir sopa ile uzaklaştırılır. Müdahale elektrik kaynağından en az 2 metre uzakta yapılır.
Elektrik çarpmalarında kalp yetmezliği ve beyin kanamaları olabileceğinden, gerekiyorsa, ABC uygulanmalıdır. Hasta hareket ettirilmez. Hemen bir araçla hasta-neye sevkedilir.
Baş, boyun, genital bölge, el ve ayak parmaklarında yanık varsa, yanan kişi 2 yaşından küçük 60 yaşından büyükse, şeker veya kanser hastasıysa, elektrik yanığıysa yanık yüzdesi ne olursa olsun hastaneye nakledilir.

 

 

 

 

 

 

Bugün senle birlikte 7 ziyaretçim oldu...
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=