..:: ENVER DANACI ::.. - ATLETİZM
..:: SAYFALARIM ::..

 



..::ATLETİZM::..

Atletizm, dünyanın en eski sporu ve bütün öteki sporların temelidir. İnsanın koşma, yürüme, atma ve atlama gibi en doğal hareketlerindeki gücünü, dayanıklılığını, süratini, çabukluğunu, hünerlerinin geliştirmek ve artırmak için yaptığı çalışmalara, kurallara bağlanmış spor yarışmalarının tümüne ATLETİZM denir.

Bir başka deyişle ; insanın tabii hareketlerinden olan koşu, atlama, atma ve yürüyüşe dayalı olan fiziki performansı devam ettirme ve geliştirme gayesini güden beden çalışmalarının bütününe ATLETİZM denir.

Atletizmin bütün diğer spor dallarında olduğu gibi, insanın mükemmel yaratılış özellikleri ile varolmuştur. Bu ekonomik, anatomik yapı sayesinde atletizm dünyanın en popüler branşlarından biri olma özelliğini elde etmiştir. Zaman, mesafe ve yükseklik gibi unsurlar atletizmi diğer spor dallarından ayırmıştır. Sınırlayıcı faktörler günden güne aşıldıkça, daha kısa zamanda, daha uzağa ve daha yükseğe ulaştıkça yeni rekorlar kırılmakta ve atletizm dünyada daha cazip ve daha popüler hale gelmektedir.

Atletizm, günümüzde Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından düzenlenen kurallara göre erkeklerde 23 (dekatlon hariç) , bayanlarda ise 21 (Üç adım atlama, çekiç atma ve sırıkla yüksek atlama dahil ; heptatlon hariç) branş üzerinden yapılır.


      
ATLET : Atletizm yarışmalarına katılan bütün sporculara verilen isimdir. Yunanca yarışma anlamını taşıyan ATHLOS sözcüğünden gelmektedir.

IAAF : Uluslar arası Amatör Atleztim Federasyonu

EAA : Avrupa Atletizm Birliği

TAAF : Türkiye Amatör Atletizm Federasyonu

IOC : Uluslar arası Olimpiyat Komitesi

AVRUPA ATLETİZM ŞAMPİYONASI :

Avrupa ülkeleri arasında düzenlenen amatör atletizm şampiyonasının ilki 1934 yılında Torino’da (İtalya) düzenlendi. Şampiyonaya 1938’den sonra bayan atletlerde katıldı. Her 4 yılda bir değişik ülkelerde bu şampiyona yapıldı.


 

Atletizmin Tarihçesi

 

Atletizmde branşların gelişmesi birçok faktöre bağlıdır. Milletlerin kültürü, toplumsal, ekonomik sistem, sportif araçların zenginliğinden ve en çok tabii hazırlık sistemlerinden antrenman bilgisi ortaya çıkmıştır. Tarihte en önemli amaç fiziksel kapasiteyi yükseltmek olmuştur.

 

Fiziksel kültürün faaliyetleri hakkındaki bilgileri arkeolojik kalıntılardan öğrenmekteyiz. Uzak geçmişte yazılan bazı eserlerden de faydalanmaktayız. Mısır piramitlerinden alınan bazı eserlerden İSSİ (2870 M.Ö.) Mısırın fiziksel kültürünün seviyesini öğrenebiliriz. Atletizm branşlarında uzun atlama, (durarak ve hız alarak) top fırlatma (kaya) ve cirirt atmanın çok popüler branşlar olduklarını söyleyebiliriz.

 

Asyanın en eski milletlerinden birisi olan Hintliler, koşular ve cirit atma branşlarını o zamanlardada uygulamışlardır. Bu bilgileri Atarva Veda kitabının özellikle Ayar Veda bölümünde bulabiliriz.

                                                                                    

Atletizm branşlarını Perslilerde uygularlardır. Bu konuda bilgileri Ksenefon’un kitabı “ Genç Kir’in terbiyesi”nde bulabiliriz. Eserde Kir için koşunun ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor.

 

Yahudilerin, Zahariya ve “Makabi” kitaplarında gençlerin uyguladıkları branşları ve bazı dereceler söz konusudur.

 

Eski Yunanlılar fiziksel ve beden eğitmi derslerini o zaman okul branşlarına dahil etmişlerdir. Yunanlılar için fiziksel potansiyel çok önemliydi. Fiziksel gelişmenin en büyük ispatı Yunanistanda  organize edilen resmi yarışmalardır. Pitiy oyunları ( M.Ö. 582) Namey Oyunları (M.Ö. 573) İstimy Oyunları. Bu oyunların önemi olimpiyat oyunları nedeniyle azalmıştır.


 

 

ÜLKEMİZDE ATLETİZM

Ülkemizde atletizmi ilk olarak başlatan Galatasaray Lisesi’ nin Fransız asıllı Beden Eğitimi öğretmeni Curel’ dir. 1870’ de öğrencilerini Kağıthane’ ye götürerek ilk idman bayramını düzenlemiştir. O gün koşu, atma, atlama branşlarında müsabakalar düzenleyerek dereye girenlere çeşitli ödüller vermiş arkasından pilav ziyafeti vermiş ve sonraki yıllarda bu gün “pilav günü” geleneğine dönüşmüştür. Robert Koleji’ nde de aynı yıllarda atletizm faaliyetleri düzenlenmiştir.

1896 yılında İstanbul’ da Kurtuluş (Tatavla) Kulübü’ nde gerçek anlamda atletizm başlamış ve bu kulüpten Constantin Devecis ve Çelebioğlu 1906 yılındaki Atina’ daki ara Olimpiyat Oyunlarına katılmışlardır. İlk Türk atleti Çanakkale savaşlarında şehit düşen ve aynı zamanda futbolcu olan Galatasaraylı Celal İbrahim’ dir. Bunu Şair Kazım ve Bedri Yıldırım izlediler. 1912 yılında Stockholm’ de yapılan Olimpiyat Oyunlarına Robert Koleji atletlerinden Vahran Papazyan ve Mıgıryan katıldılar.

Birinci Dünya Savaşı sırasında diğer spor dalları gibi atletizmde de duraklama görüldü bu sönük yılların atletizmdeki başarılı isimleri olarak Silifke’ li Şükrü Dölek, Halil Bey, Selahattin Bey, Nurettin Otmar Savcı, Asım Bey ve Mesut Özok ön plana çıktılar.

1922 yılında kurulan İdman Cemiyetleri İttifakı’ na dahil olan Atletim Federasyonu, faaliyete geçti ve ülkemizdeki ilk ciddi atletizm yarışmaları başladı. Bunu Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Kurtuluş ve Beyoğlu Sporun yarışmalara getirdiği rekabet havası izledi. Türk atletizm tarihinde ilk Türkiye Şampiyonası yarışmaları, 05 Eylül 1924’ de Eskişehir’ de yapıldı. Aynı Türkiye atletizm Federasyonu 1924 yılında IAAF’ a üye olmuştur.

1924 Paris Olimpiyat Oyunlarına Burhan Felek başkanlığında katılan atletlerimiz hiçbir varlık gösteremediler. Bu tarihten sonra getirilen Alman Alexy Abrahams, Amerikalı Mr. Louis ve Macar Ratkai Gula isimli antrenörler atletlerimizin eğitimi ve gelişmelerinde önemli pay sahibi oldular. Bu antrenörlerin eğitim çalışmaları ile Ömer Besim Koşalay, Rauf Hasağası, Adil Giray, Şekip Engineri, Suat Hayri Ürgüplü, Haydar Aşan, Unvan Tayfuroğlu, Vildan Aşir Şavaşır gibi atletler yetişti. 1930 yılında Atina’ da yapılan Balkan Oyunlarında 100 m. 11.1 sn derecesiyle ikinci gelen Semih Türkdoğan’ ın kazandığı gümüş madalya uluslararası yarışmalarda atletizm dalında kazanılmış ilk madalyadır. Bu yıllarda Mehmet Ali Aybar, Naili Moran, Cezmi Or, Cahit Önel, Çetin Şahiner, Muzaffer Baloğlu, Osman Çoşgül ve Doğan Acarbey’ de uluslar arası düzeyde başarıyla ülkemizi temsil etmişlerdir. Özellikle Türkiye’ nin ilk büyük atleti Ömer Besim Koşalay 13 yıl süren atletizm yaşamı boyunca altı ayrı dalda 29 Türkiye Rekoru kırmıştır. Bu atletleri de Raif Emergen, Füruzan Tekin, Rıza Maksut İşman gibi atletler izlediler. İlk bayan atletlerimiz ise 1926 yılında yapılan 50metre branşında yarışan Neriman Tahsin, Emine Abdullah ve Mübeccel Hüsamettin’ dir.

1932 Balkan Oyunlarında gülle atma branşında Veysi Emre, 1939 Balkan Oyunlarında 100 – 200 m. branşlarında Muzaffer Baloğlu altın madalya kazandılar. Bu dönemin en önemli maratoncusu ise Şevki Koru’ ydu.

Savaş sonrası yıllarda, atletlerimizin en parlak derecesini ise 1948 Londra Olimpiyat Oyunlarında üç adım atlama branşında bronz madalya kazanan Ruhi Sarıalp yapmıştır. Sarıalp, Londra Olimpiyatlarındaki başarısının tesadüf olmadığını 1950 yılında Avrupa Atletizm Şampiyonasında üç adım atlamada 14.53’ lük derecesiyle Avrupa üçüncüsü olarak ispatlamıştır. Olimpiyat oyunlarında yarışan ilk bayan atletimiz Üner Teoman’ dır. 1948 Londra Olimpiyat Oyunlarında 100 m. branşında yarışmış ve serisinde 4. olarak elenmiştir.

1955 yılında 800 m.’ de Akdeniz ve Balkanların en büyük atleti olan Ekrem Koçak, Dünya Ordular arası Şampiyonluğunu kazanarak, bir sezon içinde erişilmesi çok güç başarılara ulaştı. Bunu Gül Çıray (Akbaş), Muharrem Dalkılıç’ ın başarıları izledi. Olimpik alanda bir başka başarılı atletimiz, 1968 Meksika Olimpiyat Oyunlarında maraton branşında 4. olan İsmail Akçay’ dır. Aynı yıl Atina’da yapılan Balkan Oyunlarında maraton koşan İsmail Akçay ve Hüseyin Aktaş’ ın altın ve gümüş madalya kazanmaları da bu dönemin önemli başarılarıydı.

Dünya atletizmi dev adımlarla ilerlerken Türk atletizmi bir hayli gerilerde kalmıştı. 1970’ li yıllarda Veli Ballı maratonda Mehmet Yurdadön ve Sadık Salman kros koşularında, Ali Aydın cirit atamada, Sermet Timurlenk 800 m.’ de, Mehmet Tümkan orta mesafede, Ekrem Özdamar yüksek atlamada, Aşkın Tuna üç adım atlamada, Nurullah Candan dekatlonda, Neşe Çetin orta mesafede, Ülker Kutlu orta ve uzun mesafede uluslar arası müsabakalarda önemli dereceler elde ederek kürsüye çıkan sporcularımız olmuştur. Durgunluk 1980’ li yıllarda da sürmüştür. Bu durgunluk Semra Aksu’ nun 1983 Balkan ve 1987 Akdeniz Oyunlarında elde ettiği ikincilik ve üçüncülük dereceleriyle biraz olsun aşıldı. Ayrıca, Mehmet Terzi ve Ahmet Altun maratonda, Mehmet Yurdadön ile Necdet Ayaz krosta ve uzun mesafelerde büyük başarılar kazanarak uluslar arası pek çok müsabakada madalyalar aldılar. 1989 – 1994 yılları arasında atletizmde bir atılım olmuştur ve bu yıllarda çoksayıda Türkiye rekoru kırılmıştır.

1990’ lı yıllarda Serap Aktaş maraton branşında uluslar arası müsabakalarda altın madalya alan ilk sporcumuz olmuştur. Fatma Yüksel uzun atlamada, Ekrem Ay Gülle atmada, Murat Ayaydın uzun ve üç adım atlamada, Gülsüm Durak yüksek atlamada, Aksel Gürcan 100-200 m. ‘lerde Ruhan İşim sırıkla yüksek atlama ve 110 m. engellide, Alper Kasapoğlu dekatlonda, Cengiz Kavaklıoğlu 100 m.’ de, Zeki Öztürk 1500 – 5000 -10000 m.’ de Filiz Türker (May) 100 m. engelli yarışmalarında ülkemizi en iyi şekilde temsil etmişler ve madalya kazanmışlardır.

2000 yılında Eşref Apak çekiç atamada Dünya Gençler Şampiyonluğunu, Sidney Olimpiyat Oyunlarında Süreyya Ayhan yarı final koşma başarısını göstermiştir. Orta mesafe atletlerimizden Süreyya Ayhan 2002 yılında kazandığı Avrupa Şampiyonluğu ile atletizm tarihimizde alınan ilk Avrupa Şampiyonluğu olma özelliğini taşıyor. Yine 2003 yılında Süreyya Ayhan’ ın 1500 m.’ de kazanmış olduğu ikincilikte bir ilkti. Elvan Abeylegesse 2002 yılında Avrupa Kros Şampiyonasında üçüncü 2003 yılında ise ikinci olmuştur. 2004 yılına gelindiğinde ise Atina Olimpiyat Oyunlarında Eşref Apak çekiç atmada üçüncü olarak ülkemize Ruhi Sarıalp’ ten sonra olimpiyatlarda madalya kazandırmıştır. Yine 2004 yılında Elvan Abeylegesse’ de bir ilke imza altı ve 5000 m.’ de Dünya Rekorunu kırdı.





 

 

ATLETİZMİN DALLARA GÖRE SINIFLANDIRILMASI

KOŞULAR

A- Kır Koşuları

Yol koşuları : 800-1500m 3-4-7,5-15-20-25km
Kros koşular :
800m ile 12km arası
Halk koşuları :
Farklı mesafelerde
Maraton : 42.195m

B- Pist Koşuları

1-Düz koşular :
Kısa mesafe koşuları: 60-75-100-200-400m
Orta mesafe koşuları:
800-1500m
Uzun mesafe: 3000- 5000- 10.000m

2- Engelli koşular: 60-75-100-200-300-400m
1500-2000-3000m (engelli)

3- Bayrak koşuları : 4×100m, 4×400m, İsveç Bayrak, Balkan Bayrak.

Atmalar
Gülle atma
Cirit atma
Disk atma
Çekiç atma
Fırlatma topu atma

ATLAMALAR
Uzun atlama
Üç adım atlama
Yüksek atlama
Sırıkla yüksek atlama

YÜRÜYÜŞLER

1-3-5-10km pistte
5-10-15-20-25-30-35-50km yol veya açık saha (20- 50km Olimpik Yürüyüş mesafeler)

SALON YARIŞMALARI

Bayanlar: 50m- 60m – 200m – 400m –800m – 1500m – 50m engel- 60m engel- Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Gülle Atma.

Erkekler: 50m- 60m- 200m- 400m- 800m- 1500m- 3000m- 50m engel- 60m engel- Yüksek Atlama- Sırıkla Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Üç Adım Atlama- Gülle Atma.

 

Atletizm Sporu Koşular Hakkında Bilgi

 

 

A – Kır Koşuları
A1. Arazi Koşuları (kros)
A2. Yol (sokak) Koşuları
B – Pist Koşuları


A – KIR KOŞULARI

1 – Arazi Koşuları (kros) : Yarışları kırsal alanlarda, tarlalarda, boş saha ve orman patikalarında yapılır. Böylece atletler hem meyilli hem yüzeyi sürekli değişen zorlu yarışma alanlarında yarışmak zorunda kalırlar.

Çoğu uluslar arası yarışmalar erkekler için 8-12 km lik ; bayanlar için 3-6 km lik mesafelerde yapılır. Kır koşusu bir kış sporudur. Her yıl mart ayında Dünya Şampiyonaları vardır. Pist yarışları mevsiminden itibaren kış ayları boyunca devam eder.

Kros yarışmalarında bireysel birincilik yanı sıra takım birinciliği şeklinde değerlendirme yapılır. Her takım ya da ülke 6 atleti ile yarışmaya katılırlar ve tertip komitesinin kararları doğrultusunda takımların 4- veya 5 sporcularının dereceleri değerlendirilir. Takımlardan önde gelen 4 veya 5 sporcunun puanları toplanarak o takımın toplam puanı bulunur.

Örneğin 1+3+12+17=33 puan. En az puanı toplayan takım yarışı kazanır. Puanları sayılamayacak olan sporcularda rakiplerini geçerek karşı takımın puanlarını yükseltmiş olurlar.

Parkur sol tarafına kırmızı flama , sağ tarafına da beyaz flamalar koymak sureti ile açık bir şekilde işaretlenir. Kestirmeden gitmek diskalifiye nedenidir. Yarış sonunda çit ya da iple belirlenen bir finiş tünelinden geçilir ve hakemler tarafından geliş sırasına göre numaraları ve bitirme dereceleri yazılır.

2 – Yol (sokak) Koşuları : 800 metre ile 25 kilometre arasındaki mesafelerde yapılır. Yollar üzerinde yapılan yarışmalardır. Yolun trafiğe kapatılmış kısmında güvenlik önlemleri , trafik önlemleri, gezici sağlık ekipleri önlemleri koordineli olarak çalışıp yarışmanın sağlıklı bir biçimde gerçekleşmesini sağlarlar. Yol boyu hakemleri yarışı ve atletleri izleler ve varış hakemlerine kadar yarışı getirirler.

B – PİST KOŞULARI

5 gruba ayrılır. Bu gruplar yarışların mesafesine , biçimlerine ve kullanılan malzemeye göre ayrılırlar

1- Kısa Mesafe Koşuları
2- Orta Mesafe Koşuları
3- Uzun Mesafe Koşuları
4- Engelli Koşular
5- Bayrak Koşuları
6- Maraton Koşusu

PİST : Standart pist uzunluğu 400 metredir. 1 mil yarışı dışındaki dünya rekorları metre esasına göre belirlenir. Yeni pistlerin büyük çoğunluğunda ve uluslar arası yarışmalar için kullanılanların hemen hepsinde yapay zeminler vardır. Bu genellikle TARTAN lastiksi bir bileşkedir ve her iklimde kullanılabilir. Koşu pistinin genişliği 7.32 metreden az olmayıp eğer mümkünse iç kenarı beton veya benzer bir malzemeden yapılmış 50 mm yükseklikte ve en az 50mm genişlikte bir bordürle yükseltilmiş olmalıdır.

NOT : Bordür ; pist yüzeyinde birikebilecek suyun tahliye edilmesinin engellememek amacı ile en çok 65 mm yükseklikte olmalıdır. Yarış pistinin iç kenarına bordur yapılma olanağının yapılma olanağının bulunmadığı durumlarda bu kenar 50 mm genişlikte çizgilerle işaretlenmelidir. Çim yarış pistlerinde pistte 5 m de bir bayrak dikilmelidir. Bayrak yarışmacıların koşmalarını engellemeyecek şekilde yerden pist dışına doğru 60 o lik açı ile dikilmelidir. Bu iş kullanılacak olan bayraklar 0.25 metreye 0.2 metre büyüklüğünde olup 2.45 metrelik bir direğe çekilmelidir.

KULVAR : Pist üzerinde müsabaka süresince 1 atletin koşmak zorunda olduğu ve yarışmacıları ayıran 8 kulvar işaretlenmiştir. Bir kulvarın genişliği 1.22 m olup , çizgi kalınlığı 5 cm olarak beyaz boya ile çizilir. Ayrıca çeşitli yarışların başlangıç yerleri de çizgilerle belirlenmiştir. Tüm yarışlar için aynı bitiş çizgisi kullanılır.

Tüm yarışlar, dönüşler koşucunun soluna gelecek şekilde saat yönünün tersinde koşulur. Yalnız, 100m , 110m engelli gibi kısa yarışlar ana tribün (şeref tribünü) önündeki düz parkurda koşulur.

Kulvar uzunlukları ve Kulvar Farkları : Bir dönemeçte başlayan yarışlarda 200 ve 400m gibi bazı atletlerin diğerlerine kıyasla önde başlayarak avantaj elde ettikleri sanılır. Ama dönemeçler dönülürken dıştakilerin daha fazla koştuğu düşünülecek olursa böyle bir avantajın bulunmadığı anlaşılabilir.

Pist dışındaki kulvarların uzunlukları daima içteki kulvarlardan büyüktür.

1. Kulvar : 400 m;
2. Kulvar: 407.04 m;
3. Kulvar : 414.70 m;
4. Kulvar : 422.37m;
5. Kulvar : 430.03 m ;
6. Kulvar : 437.70 m ;
7. Kulvar : 445.36 m
8. Kulvar : 453.03 m uzunluğundadır.

ÇIKIŞ TAKOZU : Kısa mesafe sürat koşuları (sprint) için atletler çıkış takozları (starting blocks) kullanırlar. Çıkış takozları ; başlangıç çizgisinin ardına vidalanan veya çivilenen yarışmacının ayaklarını basarak ilk hız almasına çıkışta kaymamasını sağlayan genellikle metal bir alAyakların konulduğu düz kısımlar ettir. atletin fizik yapısına ya da tercihine göre çeşitli açılara göre ayarlanabilir. Bu gün büyük ve önemli yarışlarda kullanılan çıkış takozları atletlerin erken çıkışını saptayan elektronik mekanizmayı içerir.

KRONOMETRE VE FOTO-FİNİŞ : Yarışlarda zamanın saptanmasını sağlayan elektronik kronometreler kullanılır. Artık yarışın başında ve sonunda kronometreye basan kişilerin yerine yarışmayı başlatan tabancaya otomatik olarak bağlanmış elektronik kronometreler almıştır.

Tabanca patladığı anda kronometre çalışmaya başlar. Elektronik kronometrelerle tespit edilen dereceler saniyenin 1/100 üne kadar okur. Yarışmalarının sona erdiği çizgiye VARIŞ (foto-finiş çizgisi) denir. Saniyenin 1/100 ünü saptayabilen foto-finiş aleti ile ipi birlikte göğüsleyen atletlerin sıralaması kolayca yapılabilmekte ve izlenebilmektedir. Varış çizgisinde birinci olan atletin baş–boyun-kollar-bacaklar-eller ve ayaklar hariç gövdesinin herhangi bir kısmının çizgiye ulaşması gerekmektedir. Bu gün 400 m ye kadar olan koşularda sadece bu elektronik aletlerle saptanan rekorlar geçerlidir.

GİYSİ : Bayan ve erkek sporcular tişört , şorttan oluşan giysi giyerler. Atletleri belirleyen numaralar kolayca görülebilecek şekilde iğnelenir. Bazı yarışmacılar özellikle afrikalı uzun mesafeciler yalın koşmalarına rağmen çoğunlukla çivili veya özel koşu ayakkabıları kullanılır.

ÇIKIŞ (start) : Bütün koşucuların startı sporcuların yerlerini alıp hareketsiz vaziyette beklemesinden sonra bir tabancanın patlaması veya buna benzer bir aletin patlaması ile verilir. Çıkış Hakeminin 400 m ye kadar olan koşularda söyliyeceği YERLERİNİZE-DİKKAT komutları ile bütün atletler dikkat durumunu aldıkatan sonra tabanca ateşlenir.

400 m den daha uzun mesafeli koşularda ise çıkış hakemi “yerlerinize” der, bütün atletler hareketsiz hale geldikten sonra tabanca ateşlenerek çıkış yapılır. Uluslar arası yarışmalarda komutlar çıkış hakeminin kendi ana dili ile söyleyeceği kelimelerle yapılır.

SÜRAT :

 

Atletizmde her disiplinin sürat ile ilişkisi vardır. Bir başka deyişle alçak çıkış , sprint, sıçrama, atış veya tüm koşular hız ile gerçekleşir. Bu hızın zamanı ve şiddeti farklı olarak hazırlanabilir. Doğal olan disipline özel harekettir. Sporda sürat bir uyaran ya da sinyale en kısa zamanda reaksiyon gösterebilme yeteneğidir. Bir başka ifade ile farklı dirençlerle olabildiğince yüksek hızla uygulanan harekettir.

Hız en küçük zaman birimi içerisinde sprinterin en fazla mesafeyi kat etmesidir. Hız , adım uzunluğu ve adım frekansının uyumuna bağlıdır. Bunların korunabilmesi için kalça,diz ve ayak bileği eklemlerinin en üst düzeyde hareketlilik özelliklerini gelişim kazanması ve kas gruplarının istemler ölçüsünde kuvvet kazanmış olması gerekir. Sürat doğuştandır ve az geliştirilebilir.

 

 Sürati etkileyen faktörler şunlardır ;

Kas kuvveti
Kas liflerinin viskozite yapısı (iç sürtünme)
Reaksiyon zamanı (kasların tepkisi)
Kasların kansantrksiyon (kasılma) hızı
Koordinasyon (beceri ve akıcılık)
Antropometrik özellikler (anatomik yapı)
Genel anaeorobik (oksijensiz solunum) dayanıklılık
Psikolojik güç ve sağlam sinir sistemi

A – 100 m Koşusu : 100 m koşu 4 kısımdan oluşur.

Çıkış
Toplanış
Fule (adım uzunluğu)
Varış

B – 200 m Koşusu : 100 m koşusun devamı niteliğinde olup , kişilerin maksimal oksijen kapasitesinin biraz daha fazla olması ve koşu tarzının daha yumuşak ve seri olması gerekir. İnatçılık ve dayanıklılık ön plana çıkar.

C – 400 m Koşusu : Sürat ve mukavemet ön planda olup en iyi sonuç her 100 m nin eşit zamanlarda koşulması ile alınır. Kasların ; rahat ve seri , solunumun ise ritmik olması şarttır. Kullanılan enerji sistemi aneorobik laktik asittir. Kaslarda Glikojen yakılarak yan ürün olarak laktik asit çıkar.

ORTA MESAFE KOŞULARI :

A – 800 m Koşusu : Bu mesafeye 3 unsur hakimdir.

Dayanıklılık
Sürat
Zeka
Adımları serbest uzunca ve yumuşaktır. Koşu tekniğinin kusursuz olması gerekir. Atlet rakiplerini kontrol altında tutmalı ve yapacağı ataklardan emin olmalı , kendisine bir atak yapıldığında buna , viraja kadar karşı koymalı tamamen taktik,zeka gerektyiren bir mesafedir.

B – 1500 m Koşusu : 800 metrenin devamı niteliğinde olup , kondüsyonel özellik koordinatif kabiliyet teknik beceri ve taktik kabiliyeti zorunlu kılar ayrıca , yüksek verime ulaşmada sürat ve dayanıklılığın seviyesi ve oluşum derecesinin önemi büyüktür.

BAYRAK KOŞULARI :

A – 4 x100 m Bayrak Koşusu : Bekleyen koşucu, bayrak değiştirme sahasının 20 m gerisinde çıkış pozisyonundadır. Arkadaşının hızını bildiği için durduğu yerin gerisine bir işaret koyar. Arkadaşı o işarete geldiğinde yumuşak ve dengeli olarak çıkış yapar. O hızı alana kadar arkadaşı ona yetişir. Seslenir , sesi duyan koşucu anlaşmış oldukları elini arkaya uzatır. Hız düşürülmeden bayrağı alır. Atletler her 100 metrenin her 10m öncesi ve sonrası bayrağı değiştirmek zorundadır. Çıkış yapan atlet bayrağı sağ eliyle taşır. İkinci atlet sol eli ile üçüncü atlet sağ ve dördüncü atlet sol eliyle alır ve taşır.

Taktik :

1 – 1. ve 4. koşucular 110-120 metre , 2. ve 3. koşucular 120-130 metre koşarlar. Dolayısıyla 2. ve 3. atletin mukavemeti iyi olmalıdır.

2 – İlk çıkış yapan atletin çıkış tekniği en iyi olandan seçilir.

3 – Son koşucunun en hızlı ve mücadeleci olmalıdır.

4 – 4 x 100 metrede 2 kavis olduğundan 1. ve 3. Atletlerin kısa boylu olması gerekmektedir.

B – 4 x400 m Bayrak Koşusu : Bayrak değiştirme alanı 20 m dir. Bunun 10 metresi 400 m çıkış çizgisi önünde , 10 metresi gerisindedir. 1. Koşucu bayrağı sağ elinde tutarak çıkış yapar. 2. ve 3. Koşucular bayrağı sol elleriyle aldıktan sonra sağ ele geçirirler. 400 metrede atletler yorgun geldiği için bayrak alanlar acele etmemelidir. 1. Koşucu 400m den az ; 2 ve 3. Koşucu 406 m ; 4. Koşucu 410 metre koşar.

Taktik :

1.atlet en zayıf olanı son atlet ise en süratli ve en mücadeleci ve süratte devamlılığı iyi olandan seçilir.


 

Atletizm Sporu Atlamalar Hakkında Bilgi

 

UZUN ATLAMA

İnsanın daha uzağa atlama hırsı ve arzusu insanlığın var oluşu kadar eskidir. Uzun atlamanın organizasyonu çok kolay olmakla birlikte teknik yönden basit olduğu söylenemez. Uzun atlamanın özünde gizli olan taraf, hareketin dış görünümünden olmayışıdır. Çünkü bu görünüm herkesçe gözlenebilir. Asıl nokta; iyi bir süratle bu sürati sıçramaya aktararak başarılı bir sıçrama yapabilmektir. Süratli hız alma koşusundan sonra, kazanılan sürat sıçrama ile birleştirilmez ise, sıçrama olayı istenilen şekilde olmaz ve uzun mesafeye de ulaşılmaz. Uzun atlamada kısa bir yaklaşma koşusu içerisinde olanaklı yüksek düzeyde bir ivmelenme ile kendisini gösterir. Buna karşın ivmelenme yetisi en az hız yitimini olanaklı kılan bir açıda gerçekleştiren etkili sıçrama ile birlikte birleştirilirse etkin yapı oluşturur. Bu açıdan üst düzey uzu atlayıcılar uzun boylu göreceli olarak da hafif, bunun yanında çok hızlı ve çabuk kuvvet yetisine sahip olmaları gerekmektedir.



UZUN ATLAMANIN BİYOMEKANİK OLARAK İNCELENMESİ

L1: Sıçrama anında sıçrama tahtasının önü ile, vücut ağırlık merkezinin izdüşümü arasında ki yatay mesafedir.

L2: Sporcunun havada iken kat ettiği mesafedir.

L3: Konma mesafesi, düşülen nokta ile topukların kuma değdiği noktalar arasındaki yatay mesafedir.

UZUN ATLAMA TEKNİKLERİ

1- Hız alma (yaklaşma) koşusu
2- Sıçrama
3- Uçuş
4- Konma

1- YAKLAŞMA KOŞUSU

- İvmelenme arasında maksimal hızın üretilmesi
- Son adımlar arasında sıçramaya hazırlık
- Ayak başparmağı ile sıçrama tahtası arasındaki mesafeyi en aza indirecek tamlık sağlamak

Uzun atlayıcının yaklaşma koşusu sırasında gereken 3 önemli görevi vardır.

1- Sıçrama sırasında etkili şekilde kullanabileceği kadar çok yatay hızı geliştirmek
2- Sıçrama için son birkaç adıma gelirken vücudunun pzisyonunu ayarlama
3- Sıçrama tahtasına doğru bir şekilde ayağını yerleştirmek

Uzun atlamada, atlanılan mesafeyi etkileyen en önemli öğelerden birisinin yaklaşma koşusu hızı olduğunu gözlenmiştir. Son 10m içindeki özellikle tahtaya giriş hızı (son üç adım) performansın belirgenidir. Atlayıcıların sprint koşusunun hareket ritmine sahip olması gerekmektedir. Bunlar ideal bir uzun atlayıcının karakteristik özellikleridir. Elit atlayıcılar 38-45m (20-25 adım), bayan atletler 30-35m mesafeyi (17-20 adım) yaklaşma koşusu mesafesi kullanmaktadır.

HIZ: yaklaşma koşusunun son 5m ortalama hızı sporcunun sıçrama hareketindeki ilk hızının göstergesi olarak belirtilmektedir.

Sporcunun hız alma koşusu 3 devrede ele alınır. Bu devreler atlayıcının özelliklere göre değişiklikler göstermesine rağmen genel olarak hız alma sahası 6+6+6 adımı şeklindedir.

6 ADIM 6 ADIM 6ADIM
Koşuya başlama ve süratlenme Maksimal sürate ulaşma Topuk taban Yuvarlanması

2- SIÇRAMA (TAKE OFF)

Sıçrama bölümü sıçrama ayağının yere dokunması, bacağın bükülmesi ve dizin gerilmesi olarak üç bölümde incelenir. Sıçramanın 1. bölümünde; ayağın basma tahtası ile yerin birleştiği nokta. Atlayıcının arka yatay düzlemi arasındaki açı 62-69 derece arasındadır. Yerle son temas arasında ön yatay düzlem ile aynı şekilde 71-80 dereceler arasında açılar ölçülmüştür. Sıçramada yerden çıkış açısının 20-22 derece olduğunu ve bu değerler aşıldığında yaklaşma hızı oranının arttığı, açının bu değerlerin altında ise, yerden kopuşta meydana getirilen kuvvetin oranının arttığı vurgulanmıştır. Sporcunun yerden kopuştaki önceki hızı, tahtaya yaklaşma koşusunda geliştirdiği hız ve yerden kopuşta hazırlıklarda hızdan etkilenmektedir. Bu açıdan en ideal kombinasyon koşarken sağlanan maksimal hız ile dikey hızın kombinasyonu sporcunun yerden kopuşta ihtiyaç duyduğu yerden kopuşta ihtiyaç duyduğu yerden kopuş açısını belirlemektir.

Sıçramadan sonra atlayıcı havadadır ve vücut ağırlık noktasının çizdiği hareket kavisi, kavisi kendi iradesinin dışındadır. Sıçrama bacağı ayağının ön hazırlığı yapılır. Yuvarlanma hareketi sırasında, sıçrama bacağı hafif bükülü, savurma bacağı ise geridedir. Bacakların karşı hareketi sırasında kollarda harekete iştirak eder. Bu bölümde önemli olan, gövdenin üst kısmına doğru tutup ileriye doğru bakmaktır. Sıçrama hareketi sıçrama bacağının ayak bileği ve dizinin gerilmesi ile başlar. Sıçramada ayağın yere konmasından yapılan hareketler vücudun doğru bir şekilde pozisyon almasına ve amortisazyon evresinde mekanik mekanizmanın çalışması için bir avantaj elde etmek içindir. Sıçrama ayağı tahtaya taban- ayar burnu şeklinde basmalıdır. Sıçrama ayağı tahtaya bastığı an sıçrama ayağının arka üst baldır ile arka alt baldır arasında kalan açı 140-155 derece arasında olmalıdır. Sıçrama tahtasındaki ayak topuğunun 40cm geride ve her iki bacak arasındaki açı 30 derece olmalıdır.

3- UÇUŞ

Uçuş analiz edildiğinde, atlayıcıların farklı teknikleri (Asılma- Adımlama-Karışık- Döngü ve Yelken) teknikleri kullandıkları görülür. Atlayıcı uçuş bölümünde istenmeyen öne doğru rotasyonu engellemek için bu farklı teknikleri denedikleri görülmektedir. Sıçramadan sonra meydana gelen rotasyonu azaltabilmek için gövdenin dik kol ve bacakların omuz ve kalça eklemlerinden hareketine gergin şekilde devam etmeleri gerekir. Uçuş sırasında yapılan tüm hareketler dengeyi korumaya ve iyi bir iniş hazırlığına yöneltir. Uçuş mesafesi atlayışta toplam mesafenin %85-90 ını kapsar.



Uçuş Sırasında Önemli Noktalar

- Uçma hareketinin ilk bölümünde, vücudun sıçrama sırasında aldığı pozisyon muhafaza edilmeli.

- Gövdenin üst kısmı aşağı yukarı doğru tutulmalı ve hatta çok hafif geriye götürülmesine dikkat edilmelidir.

- Sıçrama bacağını sıçrama sırasında binen yük, kazandığı yorgunluğu gidermek için, vücudun arkasında yumuşak ve rahat bırakılmasına özen gösterilmelidir.

- Kollar mümkün olduğu kadar uzaktan arka-geriye götürmelidir.

4- KONMA

Her iki bacağın bükülmeden ve mesafe kaybetmeyecek bir şekilde öne doğru uzatılarak gereği sağlanmalıdır. Ayak topuklarının yere dokunması ile diz eklemleri yumuşak şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu sırada gövdenin üst kısmını biraz doğrultarak kalçanın öne kalçanın öne doğru itilmesi sağlanmalı ve vücut ağırlığı dayanma noktalarına dağıtılmalıdır. Kalçanın yere dokunmadan önceki şekli muhafaza edilmelidir. Ayaklar aşağı yukarı aynı yükseklikte yere dokunmalıdır. Kanma sırasında eğer atlayıcılar kendilerini öne veya yanlara doğru itebilirlerse hareket doğru oluyor demektir. Kollar önce gövdenin arkasında ve alçakta olmalı, vücudun öne getirilmesine yardımcı olmasına dikkat edilmelidir. Konma hareketi tamamlandıktan sonra atlama havuzu önden terk edilmelidir.

UZUN ATLAMA TEKNİKLERİ

1- Adım alma
2- Adımlama
3- Asılma
4- Yelken
5- Döngü

1- ADIM ALMA TEKNİKLERİ

Bu teknik hem çok basit hem de diğer uzun atlama tekniklerinin temeli sayılmaktadır. 5-5.5m ye kadar uzun atlayanlar için ideal bir teknik olmakla birlikte, sürat ve sıçraması çok iyi olanlar, bu teknikle daha sonra adımlama tekniğine rahatlıkla geçiş yapılabilir.

Teknik: uçma sırasında savurma bacağı, diz ve ayak bileğinden dar açı yapacak şekilde bükülü olmalıdır. Ayak yere basmadan önce, alt bacak sıralama mesafesini uzatmak için öne doğru uzatılmalı, dizden gerilme olmamalıdır. Ayağın topuktan yer basması ile vücut ağırlık ayak tabanından ayak ucuna doğru aktarılmalıdır

2- ADIMLAMA

Uzun atlayıcılar tarafından en çok kullanılan tekniktir. Atlayıcılar havada 1.5-2.5 adım alarak koşunun devamını sağlar.

Teknik: Sıçrama ile savurma bacağının dizleri kuvvetli olarak karına doğru çekilir. Sıçrama bacağının ayak ucu basma tahtasını terk eder etmez savurma bacağı dizden bükülü olarak kalça gerisine götürülmeye başlanır. Kollarda aşağıdan ve arka-yukarıdan birbirine ters yönde çevrilerek, harekete katılır. Gövde devamlı diktir.sıçrama bacağı dizden bükülü olarak ileriye alınarak, önde kalça yüksekliğine kadar kaldırılır. Geride savurma bacağı, diğer bacağın yanına getirilirken , gövde kollarla birlikte bacaklar üzerine doğru bükülmeye başlanmalıdır. Bundan sonra konma hazırlıklarına geçilir.

3- KARIŞIK (ASILMA) TEKNİK

Bu teknik genellikle sıçrama tekniği bozuk olan uzun atlayıcılarla, sıçramada gövdeyi öne ve geri getirenler tercih eder. Asılma tekniğinde sıçramadan sonra, savurma dizden bükülü olarak ve yere paralel gelecek şekilde yukarıya kuvvetli kaldırılır. Bu sırada alt bacak aşağıya doğru sarkıtılmıştır.kısa uçmadan sonra, sıçrama bacağı gövdenin altında gergin duruma gelince, dizden bükülü olarak savurma bacağının yanına getirilir. Atlayıcı uçma sırasında adeta dizler üzerinde oturuş vaziyetindedir. Alt ve üst bacaklar arasında ki açı, aşağı yukarı 90 derece olmalıdır. Hareket baş kollar da katılarak vücut ağırlık noktasının öne alınmasına yardımcı olurlar. Kollar dirsekten hafif bükülü arka- yukarıya kavis yaptırılarak baş yüksekliğine kadar kaldırılır.
 

Atletizm Sporu Atmalar Hakkında Bilgi

 

 

Disk atma

 

Atletizm sporu atmalar branşından, bir diskin bir daire içerisinden belli bir açı ile saha boyunca atılmasına göre yapılan spordur. İki tip disk vardır. 1 ve 2 kg’lık olup yapısalAtletizm sporu atmalar branşından, bir diskin bir daire içerisinden belli bir açı ile saha boyunca atılmasına göre yapılan spordur. İki tip disk vardır. 1 ve 2 kg’lık olup yapısal şeklinden dolayı disk adını almıştır. Dört atma dalından biridir. 74 metre 8 cm ile dünya rekoru alman Jurgen Schultz a aittir




 

Çekiç atma

 

Çekiç atma, atletizmdeki atma branşlarından biridir. Diğer atmalı sporlar gibi amaç kurallar içinde çekiç olarak anılan malzemeyi olabildiği kadar uzağa atmaktır.

Çekiç atmada kullanılan malzeme, bir tele bağlı çelikten ufak bir toptur. Telin uzunluğu en fazla 1.22 m.’dir. Çekiç kelimesinin kullanılması eski zamanlarda gerçekten çekiçin
Çekiç atma, atletizmdeki atma branşlarından biridir. Diğer atmalı sporlar gibi amaç kurallar içinde çekiç olarak anılan malzemeyi olabildiği kadar uzağa atmaktır.

Çekiç atmada kullanılan malzeme, bir tele bağlı çelikten ufak bir toptur. Telin uzunluğu en fazla 1.22 m.’dir. Çekiç kelimesinin kullanılması eski zamanlarda gerçekten çekiçin fırlatılmasından dolayıdır. Halen İskoçya’daki Highland games gibi bazı festivallerde bu spor çekiçle yapılmaktadır.

Çekiç atma sporunun erkekler için Olimpiyat Oyunları’na girmesi 1900 yılında olmasına rağmen, bayanlar için IAAF 1995 yılında karar alana kadar resmi sporlar içinde yer almadı. Bayanlar çekiç atma ilk kez 2000 yılında Sidney’de düzenlenen Olimpiyatlar’da resmi sporlar arasına girdi.

Erkekler için çekiç atma Dünya Rekoru 86.74 m. derece ile, Yuriy Sedykh’e aittir. Sedykh rekoru 1986 yılında Almanya’nın Stuttgart kentinde düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda kırmıştır. Bayanlar için Dünya Rekoru ise, 15 Ağustos 2006 günü Tatyana Lysenko tarafından 77.80 m.’lik derece ile Estonya’nın Tallinn şehrinde kırılmıştır.

Ülkemizde ise bu sporun en büyük varisi Eşref Apak’tır.


Cirit atma

 

Cirit atma, atletizm dallarından biri olan spordur. Atletizmdeki atma sporlarından olan cirit atma, uzun ok / mızrak şeklindeki cirit diye anılan aletin belli kurallar çerçevesinde en uzağa Cirit atma, atletizm dallarından biri olan spordur. Atletizmdeki atma sporlarından olan cirit atma, uzun ok / mızrak şeklindeki cirit diye anılan aletin belli kurallar çerçevesinde en uzağa atma amaçlı spordır. Cirit; metal, fiberglas veya bazı durumlarda karbon fiber’den yapılır. Seyirciler ve görevliler için tehlikeli olabileceği için şartların sağlanmadığı turnuvalarda diğer atletizm dallarının aksine dışında yapılmadığı olmaktadır.



Gülle atma

 

Gülle atma, atletizmin atma sporları içinde yer alan bir spor branşıdır.

Ağır taşları kaldırıp fırlatma hareketinden doğmuştur. Bu dalda Uzmanlar, atletler içinde en iri ve en güçlü olanlarıdır. Gülle 2.1 metre çapındaki bir dairenin içinden, omuzdan gelen bir kol hareketiyle fırlatılır. Gülle atma, atletizmin atma sporları içinde yer alan bir spor branşıdır.

Ağır taşları kaldırıp fırlatma hareketinden doğmuştur. Bu dalda Uzmanlar, atletler içinde en iri ve en güçlü olanlarıdır. Gülle 2.1 metre çapındaki bir dairenin içinden, omuzdan gelen bir kol hareketiyle fırlatılır. Metalden yapılmış, top bişimindeki güllenin ağırlığı, erkekler için 7.26 kg, kadınlar için 4 kg olarak belirtilmiştir. Yanlızca erkeklerin yarıştığı çekiç atma 7.25 kg ağırlığında metal top kullanılır. Çekiç, bu topun bir tel parçasıyla elin kavrayacağı bir halkaya bağlanmasından oluşur. Atış, bir bölümü tel örgüyle çevrilmiş, 2.1 metre çapındaki bir çemberden yapılır. Bu dal, ingiliz köy sporlarında yer alan balyoz atma yarışlarından doğmuştur.




 

 


 

 




Bugün senle birlikte 10 ziyaretçim oldu...
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=