..:: ENVER DANACI ::.. - VOLEYBOL
..:: SAYFALARIM ::..

 



       ..::VOLEYBOL'UN ÖZELLİKLERİ::..

             
  
            
Voleybol, file ile ikiye bölünmüş bir oyun alanı üzerinde iki takım tarafından oynanan bir spordur. Oyunun çokyönlülüğünün herkese sunulabilmesi amacıyla özel durumlar için farklı uyarlamalar bulunmaktadır.

 

Oyunun amacı, topu filenin üzerinden geçirmek suretiyle rakip alana göndermek ve rakip takımın aynı amaca ulaşmasını önlemektir. Takımların rakip alana gönderirken topa üç kez vurma hakkı vardır (blok teması dışında).

 

Top oyuna servis ile sokulur; servisi atan oyuncu topu filenin üzerinden rakip alana gönderir. Oyun topun oyun alanına değmesi, harice gitmesi veya bir takımın hata yapmasına kadar devam eder.

 

Voleybolda bir rally kazanan takım bir sayı alır (Rally Sayı Sistemi). Servisi karşılayan takım rally’yi kazandığında bir sayı ve servis kullanma hakkı kazanır ve oyuncuları saat yönünde bir pozisyon dönerler.


..::VOLEYBOL TARİHİ::..

DÜNYA TARİHİ

Voleybol'un atası diyebileceğimiz "Mintonette" adlı oyun ilk olarak 1885 yılında, Amerika Birleşik Devletleri'nde oynandı. Massachusetts'in Holyoke kentinde, okulu yeni bitirmiş genç bir beden eğitimi öğretmeni, William G. Morgan, YMCA'de işadamlarına beden eğitimi yaptırmakla görevlendirilmişti. YMCA, "Young Men's Christian Association" ın kısaltılmışı. Türkcesi : Genç Erkekler Hıristiyan Birliği. Amacı toplumsal çalışmalarla Hıristiyanlığı yaymak olan bu kuruluş, o yıllarda bütün dünyaya kol sarmış bulunan çok geniş bir misyoner derneğiydi. Willam G. Morgan bu derneğin Holyoke kentindeki şubesinde işadamlarına önceleri kuru kuruya beden eğitimi yaptırırken, bir süre sonra, çalışmaları sıkıcılıktan kurtarmak, sağlık için katlanılan bir eziyet durumundan uzaklaştırmak gerektiğini gördü. Eğlendirici, oyun niteliği olan bir çalışma yolu aramaya başladı

Eğlence Voleybolu
1891'de gene bir YMCA öğretmeninin, James Naismith'in bulduğu basketbol oyunundan yararlanabilirdi, ama bu oyun koşuya dayanan, çarpışmalara yol açan, gençlere yönelik bir oyundu, yaşlılara göre değildi. Tenis vardı, ama ona da, raket, çevresi telli düzgün bir alan gibi, her zaman, her yerde bulunmayan şeyler gerekliydi. Üstelik de, tenisi iki, en çok dört kişi oynuyordu. William G. Morgan daha çok sayıda insanı, daha kısa bir sürede, topluca, fazla yorucu olmayan bir hareketliliğe sokmak istiyordu. Yeni bir oyun düşündü. Tenis ağını yükseltip yerden 1.80-1.90 metreye gerdi. uzun boylu bir insanın başı hizasında. Basket topunun iç lastiğini çıkarıp top olarak kullandı. (O zamanki basket toplarının dışı deri olur, içlerine lastik kese sokulup şişirilirdi.) Filenin iki yanına geçen iş adamları bu lastiği kendi alanlarında yere düşürmemeye, filenin öbür yanına atmaya çabalıyor, parmakları, avuçları, yumrukları, kollarıyla istedikleri gibi vuruyorlardı. İç lastiğin hafif geldiği görülünce, basket topu denendi, ama o da hem çok büyük, hem de ağırdı. Bunun üzerine bir firmaya özel bir top yaptırıldı. Gene dışı deri, içi lastik keseli, daha küçük, daha hafif bir top. (Ölçüleri bakımından günümüzdeki voleybol toplarına çok yakın bir topdu bu.) İşadamları filenin iki yanından güle oynaya bu topu öbür yana atmaya, kendi alanlarında yere düşürmemek için sağa sola koşuşmaya giriştiler. Ne oyun alanı sınırlıydı ne de oyuncu sayısı. gelenler ikiye ayrılıyor, oyun alanını istedikleri gibi belirliyo, başlıyorlardı oynamaya. William G. Morgan amacına ulaşmış, çarpışması, itişmesi olmayan, tehlikesi az, çok temiz, yoruculuğu ise, oyuncu sayısını azaltıp çoğaltarak, oyun alanını küçültüp büyüterek istendiği gibi ayarlanabilen, son derece eğlenceli bir oyun bulmuştu. Kısa sürede Mintonette'e merak salanların arasında bir doktor (Dr Frank Wood), bir de itfaiye şefi (John Lynch) vardı. bu iki Mintonette'çi, William G. Morgan'la birlikte, oyuna kurallar koymaya başladılar. Ertesi yıl, 1896'da, Springfield koleji'nde düzenlenen bir YMCA beden eğitimi öğretmenleri toplantısında, Mintonette'den söz açılınca, oyunu tanıtmak amacıyla bir gösteri maçı yapılması önerildi. William G. Morgan hemen gidip Holyoke'dan beşer kişilik iki takım getirerek delegeler önünde oynamalarını sağladı, o güne kadar konan kuralları açıkladı. Takımlardan birinin kaptanı Belediye başkanı J.J. Curran, öbürünün kaptanı itfaiye şefi John Lynch'di. Mintonette oyunu, en kısa söyleyişle, "topu yeredüşürmeden karşı alana atmak" diye tanımlanabilirdi. Yani topa havadayken vurmak. Oyunu izleyenlerden Profesör Albert T. Halstead "Mintonette" yerine "volley Ball" adınıönerdi. "Volley " tenis ile futbolda kullanılan bir terimdi. "Topa yere değmeden vurmak" anlamına Mintonette oyununun temel özelliğine çok uygun düştüğü için bu ad hemen benimsendi. (1952 yılında, yani ellialtı yıl sonra, A.B.D Voleybol birliği bu iki sözcüğü birleştirerek "Volleyball" diye yazılmasına karar vermiştir.)1896'da Springfiald Koleji'nde yapılan gösteriden sonra, istek üzerine, William G. Morgan o güne kadar geliştirdikleri kuralları yazarak toplantı yöneticilerine sundu. Bunun üzerine bir komite kurulup voleybol oyununu incelemek, geliştirmek, kurallarını belirlemekle görevlendirildi. YMCA dernekleri voleybolu kısa sürede bütün Amerika Birleşik Devletleri ile Kanada'ya yaydıkları gibi, misyonerler aracılığıyla başka ülkelere de götürdüler. J. Howard Crocker Çin'e, Franklin Brown Japonya'ya Dr. J.H. Gray Burma'ya, Hindistan'a, daha başkaları Güney Amerika, Avrupa, Afrika Ülkelerine bu eğlenceli oyunu yarışırcasına yaydılar. 1910 Yılında Filipinlere giden Elwood S. Brown ise orad voleybolu tanıtmakla kalmadı, üç yıl sonra, 1913'de, yapılmasına öncülük ettiği Manila Uzak Asya Oyunları'nda voleybolunda yer almasını sağladı.

 

İlk Smaç
1913 manila Uzak Asya Oyunları'nın voleybol tarihinde önemli bir yeri vardır. Daha önce parmaklarla, ellerle, yumruklarla, kollarla, avuçlayarak, okkalayarak topu karşı alana atmaktan başka bir özelliği bulunmayan eğlence voleyboluna bu tarihte ilk olarak "Smaç" hareketi girmiştir. günümüzün insanı "voleybol" denince her şeyden önce smaç hareketini düşünür. 1913'e Kadar ise voleybolda böyle bir hareket yoktu. Amerikalılar voleybolu bulmuş, geliştirmiş, dünyaya yaymış, ama oyuna smaç hareketini Flipinliler sokmuştur. Demek ki "Eğlence voleybolu"nun bulucusu Amerikalılar; günümüzün çok sevilen sporu "Güç voleybol"una geçişi sağlayan "smaç" hareketinin bulucusu ie Filipinlilerdir. 1913 Manila Uzak Asya Oyunları'nda voleybol yarışmalarına katılmak üzere içerlerden, ormanlık bölgelerden gelen bir takım, filenin önüne uzun boylu iri yarı bir oyuncu koyuyor, sonra da öbür oyunculardan biri topu onun önüne doğru yükseltiyordu. Bu iri yarı adam havaya yükseltilen topu güzel güzel karşıya atacağına, bir iki adımlık bir koşuyla gelip bütün gücüyle yumrukluyor ya da tokatlıyordu. böyle bir vuruşu kurtarma olanağı yoktu, öte yandan kurallarda böyle bir vuruşu yasaklayan herhangi bir söz de yoktu. Oyuna bu tür bir hareketin girebileceği kimsenin aklına gelmemişti anlaşılan. hemen Amerika Birleşik Devletleri'ne, YMCA dernekleri merkezine mektup yazılıp ilginç durum anlatıldı, ne yapılması gerektiği soruldu. gelen karşılıkta, kurallarca yasaklanmayan her hareketin geçerli olduğu belirtiliyordu. Böylece voleybola "smaç" hareketinin girişi onaylanıyordu, "eğlence voleybolu"ndan (Recreation volleyball) "Güç Voleybolu"na (Power volleyball) doğru en önemli adım atılmış oluyordu. Smaç hareketinin voleybol oyununu değiştirmekte ne kadar etkili olduğunu anlamak için, bu konu üzerinde biraz durmak yeter. Teniste fileye yakalşıp karşıdan gele topa sert bir vole vurma ya da raket tutarak topu kesip file dibine indirme hareketi vardır. voleybolda da arkadan kurtarılması çok güç olan smaçları engelleyebilmek için bu yola gidilmiştir. Vurulan topu filenin üzerinden geçerken ellere çarptırıp karşı alana düşürmek, yani blok. Demek ki günümüzün voleybolunda çok önemli bir yer tutan "blok" hareketini de bu spora "smaç" getirmiştir. Sıçrama için de aynı şey söylenebilir. Smaç hareketi filenin yükseltilmesine neden olmuştur. smaç ile blok, sıçrayan iki oyuncunun havada yaptıkalrı karşılıklı, birbirine bağlı iki hareket olarak voleybol sporunun gelişmesini, bugünkü durumuna gelmesini sağlamışlardır. Parmaklarla topun karşı alana atılması diye özetlenebilecek "Eğlence voleybolu"ndan, ağır bir spor olan, üstün yapı, güç, kondisyon isteyen "Güç voleybolu"na smaç hareketiyle geçildiği açıktır. Öyleyse, 1895'i genel olara "voleybol"un, 1913'ü ise bubünkü anlamıyla "Voleybol Sporu"nun başlangıcı diye kabul etmek gerekir.




Türkiye Tarihi 

Başlangıç Dönemi (1919-1951)
Voleybol Türkiye'ye Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen Mütareke günlerinde geldi. 1919-1925 yılları arasında İstanbul'da YMCA'in müdürlüğünü yapan Dr. Deaver adlı Amerikalı, derneğin spor salonunda voleybol oynatmaya başlamış, kısa zamanda beden eğitimi öğretmenlerimizin ilgisini bu yeni spor oyununa çekmeyi başarmıştı.
1919'da voleybol daha Avrupa'ya yayılmış değildi. Bulunalı topu topu yirmi dört yıl olmuş, hele smaçla oynanmaya başlanışının üstünden daha ancak altı yıl geçmişti.
Calaloğlu'ndaki Erkek Muallim Mektebi'nin beden eğitimi öğretmeni olan ünlü spor adamı Selim Sırrı TARCAN, YMCA'de görüp oynadığı voleybolu, bedensel yetenekleri geliştiren, temiz bir spor oyunu olarak benimseyip öğrencilerine öğretmeye başladı. 1920-1924 yılları arasında Erkek Muallim Mektebi'nden çıkan beden eğitimi öğretmenleri de bu sporu kısa sürede okullarımız yaydılar. Kabataş, Vefa, Pertevniyal, Galatasaray, İstiklal, Haydarpaşa, İstanbul liselerinde yoğunlaşan çalışmalar, önce okullar arası turnuvalara yol açtı. Voleybol oynayan çocuklar okullardan mezun olmaya başlayınca da, çalışmalar üniversitelere, kulüplere doğru genişledi. Bu gün bir basketbol yuvası olarak bilinen İstanbul Teknik Üniversitesi, o zamanki adıyla Yüksek Mühendis Mektebi, 1924-1944 yılları arasında voleybolun beşiğiydi. Ankara'daki Siyasal Bilgiler Fakültesi, o zamanki adıyla Mülkiye Mektebi de, voleybola öncülük eden bir yüksek okuldu.
Kulüpler arası lig maçlarına geçildiğinde voleybolcu sayısı hayli yükselmişti. Çeşitli kentlerde yapılmaya başlanan şampiyonaları, 1949'da Türkiye Voleybol Şampiyonası izledi.
Gene de takım sayısı fazla değildi. Örnekse 1951 yılında İstanbul Voleybol Ligi şu yedi takım arasında oynanıyordu: Altınordu, Beyoğluspor,Galatasaray, Vefa Kadıköyspor, Kurtuluş, Moda. Bu takımlardan başa oynayanlar Vefa ile Kadıköyspor idi.
Otuz iki yıl süren bu başlangıç döneminde Türk voleybolu bütünüyle dışa kapalı kaldığından çok ilkel bir görünümdeydi. Spor Oyunları Federasyonu adı altında kurulmuş bir federasyon basketbol, eltopu, voleybolu birlikte yönetmeye çabalıyor, yeterince etkin olamıyordu.
Oysa sporcularımızda dışa açılma özlemi büyüktü. Öylesine ki, 1946 yılında ülkemize Yunanistan'dan gelen bir basketbol takımında voleybolcularında yer aldığı öğrenilince, durum hemen Spor Oyunları Ajanı Turgut ATAKOL'a iletilmiş, onun aracılığıyla Atina-İstanbul karmaları adıyla bir maç oynanması sağlanmıştı. Voleybolda ilk yabancı karşılaşmamız olarak anabileceğimiz bu maç, o zamanki kurallara göre üç set üzerinden oynanmış, 2-0 İstanbul Karması'nın üstünlüğüyle sona ermişti. Bu karmada yer alan o günün ünlü oyuncuları şunlardı: Güneri ARTUNKAL, Dinçer ASENA, Mehmet Jeba BERKÖK, Ayhan DEMİR, Payidar DOBRA,Gültekin GÜLER, Aleksandre HOLYAFKİM, Valentin HOLYAFKİM, Uğur KALAFATOĞLU, Erdoğan KUTKAN, Sacit SELDÜZ, Merih SEREZ.
Bu gerçi uluslararası bir karşılaşmaydı, ama bizim hakemlerimizle ( Yani bizde geçerli kurallarla) üstelik de öncelikle basketbolcü olan sporculara karşı oynanmış, tam anlamıyla bir "dostluk" maçıydı. 1952 yılında ise başka bir uluslararası karşılaşma Türk voleybolunun görünümünü bütünüyle değiştiriverdi. 


Çağdaş Voleybol (1976-»»»»)
Asya voleybol anlayışı aşağı yukarı on yıl içinde bütün ileri gitmiş voleybol ülkelerini etki alanına almıştı. Her ülke kendi voleybol anlayışını gözden geçirip köklü değişikliklere uğratmış, kısa sürede dünya voleybolu bambaşka bir görünüm kazanmıştı. Artık her şey ortaklaşa kullanılıyordu. "Asya voleybolu", "Japon voleybolu" demenin de bir anlamı kalmamıştı; "Çağdaş voleybol" deniyordu.
Türkiye ise iki anlayışı birlikte sürdürmekte en fazla direnen ülkelerden biri oldu. Çünkü en seçkin oyuncular kurum kulüplerinde toplanmışlardı. ODTÜ, Altınyurt gibi amatör kulüplerdeki, ulusal takımlardaki çalışmalar, amacı yalnızca şampiyonluk olan kurum kulüplerini etkilemiyor, "Riskli voleybol" diye adlandırılan çağdaş voleybol bu takımlara bir türlü giremiyordu. Genç oyuncuların ulusal takımlardan götürdükleri hareketler, başarılı olabildikleri sürece, oyunu süslemek için kullanılıyor, böyle "fantezi" hareketlere genellikle kolay maçlarda göz yumuluyordu.
Bu yanlış tutumu kıran kulüp Eczacıbaşı oldu. Kuruluşunda, Deplasmanlı Lig'e yükselişinde Ayhan DEMİR'in büyük emeği olan bu kulübün, "Başarıya hangi tarz götürüyorsa o tarz iyidir" görüşünü savunan yöneticileri, içerdeki başarılarla yetinmeyerek Avrupa Kupalarında başarı aramaya başlayınca, hem erkeklerde, hem kızlarda çağdaş voleybola yönelmek gereği duydular.
Ayhan DEMİR'den sonra teknik direktörlüğe getirilen Cengiz GÖLLÜ, aslında , Türkiye'de Asya voleybol anlayışının file hareketlerini ilk uygulatan antrenörlerden biriydi. Ayrıca, 1971 yılında, ulusal takımlarımızın Asya voleybol anlayışına yönelmeleri gerektiği konusunda karar alan Voleybol Federasyonu Teknik Komitesi'nin de bir üyesiydi.
İçerde, kolay, hataları en aza indiren Doğu Avrupa voleybolu ile sonuca gidilebiliyordu, ama dışarıya açılınca, artık herkesin oynadığı çağdaş voleybola geçmek, başarılı olabilmenin tek yoluydu.
Liglerde Eczacıbaşı'nın çağdaş voleybol oynamaya başlaması, İtfaiye (Değer ERBAY), Galatasaray (Cahit ERDOĞUŞ), Vinylex gibi güçlü takımların bu yoldaki çabalarıyla birleşince, birtakım inatçı direnmelere karşın, Türk voleybolunun görünümü de değişiverdi. Bunun sonucu olarak da, kulüp takımlarımız Avrupa kupalarında finallere yükselmeye, dereceye girmeye başladılar.
Gene Cengiz GÖLLÜ'nün Eczacıbaşı'nda yürüttüğü "Çağdaş voleybol" çalışmalarının ürünü olan çok büyük bir başarı da, 1977 yılında, İtalya'da, Genç Kızlar Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde elde edildi. Genç Kız Ulusal Takımımız dörtlü turnuvada Belçika'yı 3-0, İtalya'yı 3-2, İspanya'yı 3-0 yenerek birinci oldu.
Türkiye, Asya voleybol anlayışının etki alanında, Doğu Avrupa'nın yüksek voleybolundan uzaklaşıp çağdaş bir anlayışa yönelirken, hem erkeklerde, hem kızlarda, teknik, taktik yönünden yabancı ülkelerdekine denk hatta çoğuna üstün bir voleybol oynar duruma geldi. Bu arada, Asya voleybol anlayışının birçok hareketi benimsendiyse de, bu sistemin temeli olan flash hareketi bir türlü yaygınlaştırılamadı. Böylece de bizim "Çağdaş voleybol"umuzda "erken sıçrama" pek yer almadı.
Antrenörlerimizin, son yıllarda, özellikle bloktaki yetersizliğimiz üzerinde durdukları, boy, yapı, güç sorunlarına eğildikleri gözleniyor


OYUN ALANI VE GEREÇLERİ


1. OYUN SAHASI

Oyun sahası, oyun alanı ve serbest bölgeden oluşur. Bu saha dikdörtgen ve simetrik olmalıdır.
1.1 ÖLÇÜLER
Oyun alanı, 18 x 9 m. ölçülerinde bir dikdörtgendir ve en az 3 m. genişliğinde olan bir serbest bölge ile çevrilmiştir.
Oyun sahasının üzerinde bulunan serbest oyun boşluğu, her türlü engelden arındırılmış olmalıdır. Serbest oyun boşluğu, oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 7 m. yüksekliğinde olmalıdır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda serbest bölge yan çizgilerden ölçüldüğünde en az 5 m. ve dip çizgilerden ölçüldüğünde en az 8 m. genişliğinde olacaktır. Serbest oyun boşluğu ise oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 12.5 m. yüksekliğinde olacaktır.

1.2 OYUN SAHASININ YÜZEYİ
1.2.1
Sahanın yüzeyi düz, yatay ve yeknesak olmalıdır. Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir. Pürüzlü ve kaygan yüzeylerde oynanması yasaktır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda sadece tahta veya sentetik bir yüzeyin kullanılmasına izin verilir. Bu yüzey daha önce FIVB tarafından onaylanmış olmalıdır.
1.2.2 Kapalı salonlarda oyun alanının yüzeyi açık renkte olmalıdır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda çizgiler için beyaz, oyun alanı ve serbest bölge için farklı renkler kullanılmalıdır.
1.2.3 Açık hava sahalarında drenaj amacıyla her metre için 5 mm.’lik bir eğime müsaade edilir. Saha çizgilerinin sert bir maddeden oluşturulması yasaktır.
1.3 OYUN ALANININ ÜZERİNDEKİ ÇİZGİLER
1.3.1 Bütün çizgiler 5 cm. genişliğindedir. Çizgiler, zeminden ve diğer çizgilerden farklı ve açık renkte olmalıdır.
1.3.2 Sınır çizgileri
İki yan ve iki dip çizgi oyun alanını belirler. Yan ve dip çizgilerin her ikisi de oyun alanının boyutlarına dahil olarak çizilir.
1.3.3
Orta çizgi
Orta çizginin tam ortası oyun alanını 9 x 9 m. boyutlarında iki eşit alana böler. Bu çizgi, filenin tam altından iki yan çizgi arasında uzanır.
1.3.4 Hücum çizgisi
Her oyun alanında orta çizginin tam ortasından geriye doğru 3 m.’lik bir hücum çizgisi çizilir.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda hücum çizgisi yan çizgilerden itibaren toplam 1.75 m.’lik kesik çizgilerle uzatılmıştır. 5 cm. eninde, 15 cm. boyundaki bu 5 adet kısa çizgi 20 cm. aralıklarla çizilmelidir.
1.4BÖLGELER VE SAHALAR
1.4.1 Ön bölge
Her oyun alanında ön bölge orta çizginin tam ortasıve hücum çizgisiyle (genişliği dahil) sınırlıdır.Ön bölgenin yan çizgiler dışında serbest bölgenin sonuna kadar uzandığı varsayılır.
1.4.2 Servis bölgesi
Servis bölgesi, dip çizginin gerisinde 9 m. genişliğindedir (dip çizgi hariç).
Bu bölgenin yan sınırları, yan çizgilerin uzantısı olarak dip çizgilerden 20 cm. geride ve bunlara dik 15 cm. uzunluğunda iki kısa çizgiyle belirlenir. Her iki kısa çizgi de servis bölgesinin genişliğine dahildir.
Servis bölgesinin derinliği serbest bölgenin sonuna kadar devam eder.
1.4.3 Oyuncu değiştirme bölgesi
Oyuncu değiştirme bölgesi, her iki hücum çizgisiyle sınırlanan ve yazı hakeminin masasına kadar olan bölgedir.
1.4.4 Isınma sahası
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda ısınma sahaları yaklaşık 3 x 3 m. boyutlarında, serbest bölgenin dışında ve oturma sıralarının bulunduğu taraftaki köşelerde yer alır (Şekil 1).
1.5ISI
En düşük ısı 10 C’nin (50 F) altında olmayacaktır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda maksimum ısı 25 C’den (77 F) daha yüksek ve minimum ısı 16 C’den (61 F) daha düşük olmayacaktır.
1.6AYDINLATMA
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda aydınlatma, oyun sahası yüzeyinden 1 m. yükseklikte ölçülmek suretiyle 1000 ile 1500 lux arasında olacaktır.

2. FİLE VE DİREKLER


2.1 FİLENİN YÜKSEKLİĞİ
2.1.1
File, orta çizginin üstünde ve buna dik olarak yer alır; erkekler için 2.43 m. ve bayanlar için 2.24 m. yüksekliğindedir.
2.1.2 Filenin yüksekliği oyun alanının ortasından ölçülür. Filenin iki kenar yüksekliği kesinlikle aynı olmalı ve buradaki yükseklik kuralda belirtilen
yüksekliği 2 cm.’den fazla geçmemelidir.
2.2YAPISI
File, 1 m. genişliğinde, 9.50 m. uzunluğundadır ve 10 cm’lik karelerden müteşekkil siyah iplerden yapılmıştır.
Filenin üst kısmında 5 cm. genişliğinde, iki kat beyaz çadır bezinden yapılmış yatay bir bant file boyunca dikilmiştir. Bandın her iki ucunda onu direklere bağlayan ve gergin durmasını sağlayan bir ipin geçtiği bir delik bulunur.
Bandın içinden geçen elastiki kablo fileyi direklere bağlar ve üst kısmının gergin durmasını sağlar.
Filenin alt kısmında (yatay bantsız) kareler arasından geçen bir ip onu direklere bağlar ve filenin alt kısmının gergin durmasını sağlar.
2.3 YAN BANTLAR
İki adet beyaz bant, her iki yan çizginin üzerinde yer alacak şekilde fileye dik olarak bağlanır.
Bunlar 5 cm. genişliğinde ve 1 m. uzunluğunda olup filenin bir parçası olarak kabul edilir.
2.4ANTENLER
Anten, 1.80 m. uzunluğunda ve 10 mm. çapında, fiberglas ya da benzeri bir maddeden yapılmış esnek bir çubuktur.
Anten yan bandın dış tarafına bağlanır. Antenler karşılıklı olarak filenin ters yönlerine yerleştirilir
Antenlerin her birinin 80 cm.’lik üst kısımları filenin üzerinde devam eder ve bu kısımlar zıt (tercihen kırmızı ve beyaz) renkte 10 cm.’lik teritlerle itaretlenir.
Antenler filenin bir parçası sayılır ve geçiş boşluğunun yan sınırlarını belirler ( Kural 11.1.1).
2.5 DİREKLER
2.5.1 Filenin bağlandığı direkler, yan çizgilerin dışından 0.50 m. ile 1.00 m. mesafede yerlettirilmittir. Direkler 2.55 m. yüksekliğinde ve tercihen ayarlanabilir olmalıdır.
2.5.2 Direkler düzgün ve yuvarlak olmalı, zemine tel kullanılmadan tutturulmalıdır. Tehlikeli ve engelleyici unsurlar taşımamalıdır.
2.6 İLAVE MALZEMELER

Bütün ilave malzemeler FIVB yönetmelikleriyle belirlenir.
3.TOPLAR

3.1 STANDARTLAR

Top, içinde lastik veya benzeri bir maddeden bir kese bulunan, küresel ve dış kısmı esnek deri ya da sentetik deriden yapılmış olacaktır. Sentetik deri materyalin onayı FIVB yönetmeliklerince belirlenmiştir.
Tek bir açık renk ya da FIVB tarafından homologe edilmiş renklerin kombinasyonu kullanılabilir.
Çevresi 65-67 cm. ve ağırlığı 260-280 gr.’dir.
İç basıncı 0.30-0.325 kg/cm2’dir (294.3-318.82 mbar veya hPa). 



3.2 TOPLARIN BENZERLİĞİ


Bir müsabakada kullanılan tüm toplar çevre genişliği, ağırlık, basınç, cins ve renk olarak aynı özellikte olmalıdır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nın, Kıtasal ve Ulusal ya da Lig Şampiyonaları’nın FIVB onaylı toplarla oynanması gerekir.

 

3.3 ÜÇ TOP SİSTEMİ
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda üç top kullanılacaktır. Bu durumda birer tane serbest bölgenin her bir köşesinde, birer tane baş ve yardımcı hakemlerin arkasında olmak üzere altı top toplayıcı bulunur





TEMEL DURUŞLAR VE DEPLASELER (Yer değiştirmeler)

Bir voleybol müsabakasında bir oyunun gerek rakip sahadan gerek kendi arkadaşından gelebilecek topları karşılayabilmesi gerekir. Bu toplar yüksek ya da çok alçak olabileceği gibi çok sert ya da çok yumuşak olarak da gelebilir. Bir oyuncunun bunları karşılayabilmesi, ya da pas, smaç, blok, savunma gibi unsurları daha iyi yapabilmesi, bir sonraki harekete hazır olabilmesi için farklı şekillerde beklemesi gerekir. Bu duruşlara temel duruş denir







YÜKSEK TEMEL DURUŞ

Yüksek duruş genellikle blok, smaç vurmak gibi bekleme, tenis servis atışı öncesi bekleme ve topun oyuna başlamadan önce ölü olduğu zamanlarda uygulanır.

 

Bu duruşta ayaklar omuz genişliğinde açılır, dizler hafif bükük, gövde dik, kollar uygulanacak harekete göre dirseklerden bükük ve eller gövdenin önünde ya da yanındadır.

ORTA YÜKSEKLİKTEKİ TEMEL DURUŞ

Bu duruş müsabakalar sırasında en çok kullanılan duruştur. Oyun sırasında çok sert ve yere yakın gelen topların dışındaki tüm topları beklerken ve servis karşılamak için de bu duruşta beklenmesi gerekir.

Bu duruşta ayaklar omuz genişliğinden biraz daha açık, dizler yüksek duruştakinden daha fazla bükük ve hafif içe dönüktür. Gövde hafif öne bükülü ve kalça hafifçe arkaya doğru çıkmış vaziyette, kollar dirsekten bükülü, dirsekler gövdeden ayrı rahat bir duruştadır. Eller gövdenin önünde , yaklaşık olarak parmak pas vuruş yeri ile manşet pas vuruş yeri arasındadır. Eller ve parmaklar rahat bir açıklıkta, avuç içleri birkaç metre ileriyi gösterecek şekildedir. Bu duruşta ,iyi bir denge için ağırlık ayak uçlarına doğru verilmelidir.

ALÇAK TEMEL DURUŞ

Çok sert ve yere yakın gelen topların karşılanması için özellikle arka alandaki savunma yapan oyuncuların duruş şeklidir. Bu şekilde uzun süre bekletmek yorucu olur. Genellikle orta temel duruş bekleme yaparken, sert ve alçaktan gelebilecek bir topu karşılamak için (smaç servisi karşılamak vb.) alçak temel duruşa geçilir ve top karşılandıktan sonra tekrar yükselip bir sonraki hareket için uygun duruşa geçilir.

Bu duruş vücudu yere iyice yaklaştırmak için ayaklar aynı hizada, omuzlar da daha geniş alçaklıkta (yaklaşık iki omuz genişliğinde), dizler bükülü ve hafif içe dönüktür. Vücudun yere iyice yakın olması, öne hareketi kolaylaştırdığı gibi yere ulaşmayı da kolaylaştırır. Böylece yere çok yakın gelen topların kurtarılması için plonjon ve yuvarlanma hareketleri de yapılabilir. Gövde öne bükülü, kollar gövdenin yanında ve önünde dirseklerden bükülüdür. Gövdenin yönü topun bulunduğu yöndedir.

Tüm duruşlarda:
Topun bulunduğu yöne gövdeyle dönülmeli ve başla top takip edilmelidir (kendi takım arkadaşının attığı servis hariç.) Topun ne zaman, nereden geleceği kestirilemediği zaman küçük sekme ve sıçramalar yapılarak top beklenmelidir.

DEPLASELER (Sahada Yer Değiştirmeler)

Voleybol oyununda top, genellikle oyuncuların istediği yere ya da oyuncunun kendi üzerine gelmez. Oyuncunun önüne, arkasına sağına veya soluna değişik şekillerde gelir. Bu topların karşılanabilmesi için yapılan adım alma, yürüme yada koşulara deplase olma,( yer değiştirme) denir. Bu deplaseler öne, geriye yada yanlara olabilir, öne veya geriye adım alarak yada koşarak deplase yapılabilirken, yanlara ; kayma adımı, çapraz kayma adımı yada koşarak deplase yapılabilir.

 

TEMEL DURUŞLAR VE DEPLASELER (Yer değiştirmeler)

Bir voleybol müsabakasında bir oyunun gerek rakip sahadan gerek kendi arkadaşından gelebilecek topları karşılayabilmesi gerekir. Bu toplar yüksek ya da çok alçak olabileceği gibi çok sert ya da çok yumuşak olarak da gelebilir. Bir oyuncunun bunları karşılayabilmesi, ya da pas, smaç, blok, savunma gibi unsurları daha iyi yapabilmesi, bir sonraki harekete hazır olabilmesi için farklı şekillerde beklemesi glara temel duruş denir.

YÜKSEK TEMEL DURUŞ

Yüksek duruş genellikle blok, smaç vurmak gibi bekleme, tenis servis atışı öncesi bekleme ve topun oyuna başlamadan önce ölü olduğu zamanlarda uygulanır.

 

Bu duruşta ayaklar omuz genişliğinde açılır, dizler hafif bükük, gövde dik, kollar uygulanacak harekete göre dirseklerden bükük ve eller gövdenin önünde ya da yanındadır.

ORTA YÜKSEKLİKTEKİ TEMEL DURUŞ

Bu duruş müsabakalar sırasında en çok kullanılan duruştur. Oyun sırasında çok sert ve yere yakın gelen topların dışındaki tüm topları beklerken ve servis karşılamak için de bu duruşta beklenmesi gerekir.

Bu duruşta ayaklar omuz genişliğinden biraz daha açık, dizler yüksek duruştakinden daha fazla bükük ve hafif içe dönüktür. Gövde hafif öne bükülü ve kalça hafifçe arkaya doğru çıkmış vaziyette, kollar dirsekten bükülü, dirsekler gövdeden ayrı rahat bir duruştadır. Eller gövdenin önünde , yaklaşık olarak parmak pas vuruş yeri ile manşet pas vuruş yeri arasındadır. Eller ve parmaklar rahat bir açıklıkta, avuç içleri birkaç metre ileriyi gösterecek şekildedir. Bu duruşta ,iyi bir denge için ağırlık ayak uçlarına doğru verilmelidir.

ALÇAK TEMEL DURUŞ

Çok sert ve yere yakın gelen topların karşılanması için özellikle arka alandaki savunma yapan oyuncuların duruş şeklidir. Bu şekilde uzun süre bekletmek yorucu olur. Genellikle orta temel duruş bekleme yaparken, sert ve alçaktan gelebilecek bir topu karşılamak için (smaç servisi karşılamak vb.) alçak temel duruşa geçilir ve top karşılandıktan sonra tekrar yükselip bir sonraki hareket için uygun duruşa geçilir.

Bu duruş vücudu yere iyice yaklaştırmak için ayaklar aynı hizada, omuzlar da daha geniş alçaklıkta (yaklaşık iki omuz genişliğinde), dizler bükülü ve hafif içe dönüktür. Vücudun yere iyice yakın olması, öne hareketi kolaylaştırdığı gibi yere ulaşmayı da kolaylaştırır. Böylece yere çok yakın gelen topların kurtarılması için plonjon ve yuvarlanma hareketleri de yapılabilir. Gövde öne bükülü, kollar gövdenin yanında ve önünde dirseklerden bükülüdür. Gövdenin yönü topun bulunduğu yöndedir.

Tüm duruşlarda:
Topun bulunduğu yöne gövdeyle dönülmeli ve başla top takip edilmelidir (kendi takım arkadaşının attığı servis hariç.) Topun ne zaman, nereden geleceği kestirilemediği zaman küçük sekme ve sıçramalar yapılarak top beklenmelidir.

DEPLASELER (Sahada Yer Değiştirmeler)

Voleybol oyununda top, genellikle oyuncuların istediği yere ya da oyuncunun kendi üzerine gelmez. Oyuncunun önüne, arkasına sağına veya soluna değişik şekillerde gelir. Bu topların karşılanabilmesi için yapılan adım alma, yürüme yada koşulara deplase olma,( yer değiştirme) denir. Bu deplaseler öne, geriye yada yanlara olabilir, öne veya geriye adım alarak yada koşarak deplase yapılabilirken, yanlara ; kayma adımı, çapraz kayma adımı yada koşarak deplase yapılabilir.

 

 

Bugün senle birlikte 8 ziyaretçim oldu...
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=